Vardiyalı çalışma uyku bozukluğu

Çalışma hayatı uykumuzu, uyku düzenimiz de çalışma hayatımızı etkiliyor. Uyku ile ilişkili bozukluklarda işe dönüş ve işe uygunluk değerlendirmeleri, vardiyalı çalışma ve gece çalışmasının düzenlenmesi, uyku düzeni için kullanılan ilaçlara bağlı etkiler, uyku ile ilişkili bozukluklara sekonder (ikincil) gelişen durumlar ve kronik hastalıkların işyerinde yönetimi gibi uyku ve çalışma hayatı başlığı altında pek çok durumu tartışabilmek mümkün. Ancak bu yazıda vardiyalı çalışma uyku bozukluğu konusuna değineceğiz.

Uykunun bedensel ve ruhsal sağlığımız için öneminin hepimiz farkındayız. Uykusuzluk halinde vücut, bir savunma mekanizması olarak salgıladığı adrenalin, kortizol gibi stres hormonlarının etkisi ile alert (ani tepkiler veren) ancak istikrarsız reaksiyonlar göstermektedir. Kan basıncımız artar, dikkatsiz ve sinirli oluruz. Uykusuzluk süresi uzadıkça azalan enerji, öğrenme yeteneği ve kötüleşen hafızamız ile adeta ağır bir depresyonda gibi dolaşırız. Bu durum devam ederse demans, istemsiz kas hareketleri, hatta koma ve ölüme kadar giden süreçler yaşanabilir. Olağanüstü durumlar dışında (bazı kalıtsal hastalıklar..) çoğunlukla en fazla 10-15 gün süren yetersiz uyku süreci sonunda uykusuzluğa dayanamayarak bayılırcasına derin bir uykuya dalarız.

İdeal uyku süresi

İdeal uyku süresi ile ilgili farklı görüşler olmakla birlikte yaş ile birlikte değişen uyku ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Genel kabul yaşlanmakla birlikte uyku ihtiyacımızın azaldığı yönünde ancak hangi yaşta olursa olsun düzenli olarak günlük 5-6 saatin altında uyku süresi önerilmiyor [1]. Çünkü uykunun boşa giden zaman olduğu safsatasının aksine uykunun zihinsel ve bedensel sağlığımız üzerine, aktif ve iyileştirici bir süreç olduğu gösterildi.

O halde ne kadar uyursak o kadar iyi mi?

Hayır. Az uyumak kadar çok uyumak da ruhsal ve bedensel sağlığımız için önemli bir tehdittir. Çocukluk dönemi hariç sağlıklı bir erişkinin düzenli olarak 10 saati geçen uyku süreleri artan kalp damar hastalığı riski, emboli (pıhtı) riski gibi pek çok olumsuz durumla ilişkilendirilmiştir [2]. Yani geçici aşırı uyuma ya da geçici uykusuzluk periyodlarını hariç tutarsak, en az 3 ay ve daha fazla süren, kişinin sosyal uyumunu ve yaşam kalitesini bozan uyku ile ilişkili bozukluklar bir uzman tarafından mutlaka değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.

Uyku bozuklukları sınıflaması

Konu ile ilgili uzmanlar ve dernekler  tarafından bu hastalıkların tanı, tedavi ve izlemini kolaylaştırmak için American Sleep Disorders Association kurulmuş, 1979 yılında ilk uyku bozuklukları sınıflamasını yapmıştır. Bu sınıflama en son 2014 yılında büyük bir revizyondan geçirilmiştir [3].

Güncellenen Uluslararası Uyku Bozuklukları Sınıflaması (International Classification of Sleep Disorders) ile uyku ile ilişkili bozukluklar 8 ana başlık altında 60’tan fazla hastalığı kapsamıştır. Sınıflamada  4. Grup “sirkadiyen ritim uyku uyanıklık bozuklukları” altında ise bugünkü yazımızın esas konusu olan vardiyalı çalışma ile ilişkili uyku bozuklukları başlığının yer aldığını görüyoruz [4]. Önce hastalığın mekanizmasını daha iyi anlayabilmek için sirkadiyen ritm kavramına, ardından da vardiyalı çalışma uyku bozukluğu tanı kriterlerine bakalım.

Sirkadiyen ritm nedir?

Circa (yaklaşık), dies (gün) kelimelerinden oluşan sirkadiyen kelimesi “yaklaşık bir gün” demektir. Organizmanın yaklaşık bir günlük fizyolojik, biyolojik ve mental süreçlerindeki değişimleri ifade eder.

İnsanın uyku-uyanıklık döngüsünde, yeme alışkanlıklarımız, geceleri uykumuzun gelme saati, salgılanan hormonlarımız, sabahları benzer saatlerde uyanmamız gibi çoğunlukla ritmik  ve bir düzende giden olaylar sirkadiyen ritmin kontrolü altındadır ve vücudumuz bu ritmi sürdürmek ister.

Uyku düzenimiz için en önemli ayarlayıcılar ışık ve karanlıktır.  Yani, güneşin batması ile başlayan melatonin salgılanması ile uyku –uyanıklık ritmi sağlanır.

Hafta sonu şöyle öğlene kadar uyurum dedikten sonra Pazar sabahı yine saat 07.00‘da uyanıyorsanız, bunun sebebi sizin sirkadiyen ritminizdir!

Vardiyalı çalışma uyku bozukluğu

Çalışma hayatı uykumuzu, uyku düzenimiz de çalışma hayatımızı etkiliyor. Uyku ile ilişkili bozukluklarda işe dönüş ve işe uygunluk değerlendirmeleri, vardiyalı çalışma ve gece çalışmasının düzenlenmesi, uyku düzeni için kullanılan ilaçlara bağlı etkiler, uyku ile ilişkili bozukluklara sekonder (ikincil) gelişen durumlar ve kronik hastalıkların işyerinde yönetimi gibi uyku ve çalışma hayatı başlığı altında pek çok durumu tartışabilmek mümkün. Ancak bu yazıda “mesleksel risk faktörleri nedeniyle ortaya çıkan hastalık = meslek hastalığı” ya da diğer faktörlerin yanında “ortaya çıkmasında ya da kötüleşmesinde çalışma ortamındaki risk faktörlerinin etkili olduğu hastalıklar = işin şiddetlendirdiği hastalık” bağlamları ile tartışacağımız vardiyalı çalışma uyku bozukluğu konusuna değineceğiz.

(ICSD)-3  sınıflamasına göre vardiyalı çalışma uyku bozukluğu tanısı için A+B+C+D kriterleri gereklidir.

A. Klasik uyku zamanlarına rastgelen çalışma programları nedeni ile total uyku süresinin kısalması, buna bağlı uykusuzluk ve/veya uyku hali olması

B. Bu semptomun ve vardiyalı çalışmanın en az 3 aydır devam ediyor olması

C. Aktigraf ile en az 14 gün izlemde uyku bozukluğunun gösterilmesi, bu takibin iş günü ve tatil günlerini içerecek şekilde planlanması

D. Bu klinik tablonun başka bir uyku hastalığı, medikal-nörolojik bozukluk, ilaç veya madde kullanımı ile açıklanamaması

DSM-5’e göre ”Yirmi dört saatlik (sirkadiyen) düzenle ilişkili uyku-uyanıklık bozuklukları” tanı kriterlerine ek olarak ‘Vardiyalı iş türü’ başlığı altında; vardiyalı (alışılmış çalışma saatlerinin dışında çalışmayı gerektiren) iş programından dolayı, uyku evresi sırasında uykusuzluk çekme ve/ve ya uyanıklık gerektiren saatlerde aşırı uykulu olma (yanlışlıkla uyumayı da kapsar) ” kriterinin belirtilmesi şeklinde tanımlanmıştır.

Aktigraf

Tanımlardan da anlaşılacağı üzere, daha önce şikayeti olmayan bir çalışanın vardiyalı çalışma düzenine geçtikten sonra uyku düzeni ile ilgili sorunlar yaşaması ve açıklayacak başka bir sebebin olmaması şikayetleri ile şüphelenilen ve kesin tanısı aktigraf dediğimiz kol saatine benzer bir alet ile yapılan kayıtların uyku uzmanı tarafından değerlendirilmesi ile konulan klinik bir durumu tanımlamaktadır.

Yukarıda uyku uyanıklık döngüsünde karanlık-aydınlık  faktörlerinden bahsetmiştik. Bu dengenin bozulması ve uyanık kalınacak saatlerde uyuma, uyunacak saatlerde ayakta kalma sebebi ile melatonin salgılanmasının bozulması altta yatan en önemli mekanizmadır. Bu sebeple de tedavide melatonin ve parlak ışık uygulaması gibi, olması gerekeni taklit eden tedaviler yapılarak vücudumuzu kandırmaya her şey yolunda sakin ol mesajı vermeye çalışırız.

Çalışanlar yetersiz dinlenme nedeniyle yorgunluk, halsizlik, dikkat eksikliği, hafıza sorunları ve gündüz uykululuk hali ilişkili uyuklama, uyuyakalma gibi sorunlar yaşarlar ve tüm bunların sonucu artmış iş kazası ve ramak kala olay sıklığıdır. Bunun yanında iş performansında azalma ve verimsizlik gibi üretimi de etkileyen olumsuz sonuçlarla karşılaşırız. Artan stres hormonları hipertansiyon (yüksek tansiyon) , diabetes mellitus (şeker hastalığı), koroner arter hastalığı (kalbi besleyen damarların hastalığı) hatta kanserlere bile yol açabilecek kadar vücudumuzu tehdit edebilmektedir.

Önlemler

Etkenin ortadan kaldırılması yani vardiyanın bırakılması gereklidir. Mümkün olmadığı durumlarda azaltılması ve en az 2, mümkünse 3 haftada bir vardiya değişimleri yapılması ve vardiyaların clockwise (saat yönünde) düzenlenmesi önerilmektedir.

Çalışanlar olarak bizler neler yapabiliriz?

Yapacağımız en önemli şey uyku hijyenimizi sağlayarak temiz ve verimli bir uyku elde etmek. Yani;

  • Her gün (tatil ve hafta sonları da dâhil) aynı saatte yatmak, sabahları aynı saatte kalkmak.
  • Kendimizi uyumaya zorlamamak.
  • Yatak odasının karanlık ve sessiz olmasını sağlamak.
  • Yatağı sadece uyku ve cinsel yaşam için kullanmak.
  • Yatağa gitmeden ılık bir duş almak, bir bardak ılık süt içmek.
  • Gündüzleri güneş ışığından yararlanmak, gün içinde evde kapalı kalmamak
  • Yatakta televizyon izlememek, kitap uzun süre okumamak.
  • Yatağa gitmeden hemen önce ağır egzersizler yapmamak.
  • Uykuya dalmayı kolaylaştırması için alkol almamak.
  • Yatağa çok aç ya da tok karnına gitmemek, akşamları hafif yemek yiyin ve uyku ile yemek arasında 3-4 saat zaman bırakmak.
  • Akşam saatlerinden itibaren kolalı ve kafeinli gıdalar tüketmemek (çay, kahve, çikolata, kola gibi)
  • Gündüz şekerlemelerinden kaçınmak. (Eğer kestiriyorsanız bunları günün aynı saatlerine denk getirin ve bunu 40 dk dan daha fazla sürdürmeyin).

İlaç tedavisi

  • Kafein ve uyarıcılar
  • Melatonin
  • Hipnotikler (Kısa etkili benzodiazepinler..)

Ancak burada önemli nokta bu ilaçların çok ciddi yan etkileri olduğunu unutmayın ve asla kendi başınıza kullanmayın.

Uyku ile ilişkili bozukluklarda dikkat edilecek işler

  • Taksi veya kurye minibüsü gibi bir karayolu aracını kullanmak, uzun yol şöforleri
  • Vinç benzeri işletme içi araçları kullanmak
  • Yüksekte çalışma
  • Tıbbi veya cerrahi prosedürlere ve ortamlara katılmak
  • Yanıcı veya patlayıcı maddelerle çalışmak
  • Elektrik ile çalışmak
  • Radyasyon ile çalışmak
  • Uçak, jet kullanmak, kule operatörlüğü
  • Geçici zamanlı çalışanlar (FIFO or DIDO, fly-in, fly-out workers)

Yukarıdaki işlerden birinde çalışıyorsanız işyeri hekiminize mutlaka durumunuzla ilgili bilgi verin, çalışmıyorsanız da verin elbette!

***

[1] Berry RB, Quan SF, Abreu AR, et al for the American Academy of Sleep Medicine. The AASM Manual for the Scoring of Sleep and Associated Events: Rules, Terminology and Technical Specifications, Version 2.6, www.aasmnet.org, American Academy of Sleep Medicine, Darien, IL 2020.

[2] Causal associations of short and long sleep durations with 12 cardiovascular diseases: linear and nonlinear Mendelian randomization analyses in UK Biobank

[3] Yeni Uyku Bozuklukları Sınıflaması (ICSD-3) Uykuda Solunum Bozukluklarında Neler Değişti?

[4] American Academy of Sleep Medicine. International Classification of Sleep Disorders, 3rd ed, American Academy of Sleep Medicine, Darien, IL 2014

Anket

Enflasyon ve döviz kuru artışından sonra işyerinizde dağıtılan KKD'lerin kalitesi düşürüldü veya sayısı ya da verilme sıklığı azaltıldı mı?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*