Küfürleri niye üstünüze alındınız?

Edvard Munch’ın Çığlık (1895) isimli eserinden ayrıntı.

Fiziksel şiddete uğramış sağlık çalışanlarıyla yapılan bir araştırma onların bu konudaki duygu ve düşüncelerini tanımak için önemli bilgiler sunuyor.

Tüm dünyada, sağlık çalışanları fiziksel ya da psikolojik şiddete uğrayan meslek gruplarının başında gelmektedir.

Sağlık-Sen genel sekreteri Fatih Seyran, Gaziantep Üniversitesi’nden Dr. Mehmet Gözlü ve SASAM Enstitüsü’nden istatistik uzmanı F. Nihan Ready tarafından yürütülen bir araştırma fiziksel şiddete uğramış sağlık çalışanlarının konuyla ilgili duygu ve düşüncelerine odaklandı.

Aşağıda, bu araştırma için, fiziksel şiddete uğramış sağlık çalışanlarıyla yapılan yüz yüze görüşmelerin kayıtlarından yapılan seçmeler bulunmakta. Ağızlarından çıkan bu sözler onların bu konudaki duygu ve düşüncelerini tanımak için önemli bilgiler sunuyor.

Görüşleri alıntılanan bu sağlık çalışanlarına etraftaki nesneler fırlatılmış; yumruk, tekmetokat gibi fiziksel şiddet içeren davranışlar gösterilmiş ya da silah çekilmiştir.

Nasıl fiziksel şiddet gördüler?

Çocuğu düşmüş, küçük bir kesi vardı alnında. MR ve tomografi cihazımızın olduğu binaya yönlendirdik… Hasta biraz tedirgindi çocuğuma bir şey olacak diye. O da sinirlendi, çocuğuma bir şey olursa ben size yapacağımı biliyorum diye tehdit etti. Ben de sakinleştirmeye çalıştım. Tam gidiyordu geri döndü. Çocuğuma bir şey olursa ben size sorarım dedi. Ben de bir şey olmaz hanım efendi dedim. Zaten gidiyorsunuz şu anda dedim. Geri döndü, bir tane sağ eliyle sol yanağıma tokat attı.

…Bir tane beyefendinin bir doktora saldırdığını gördüm. Ve küfür ediyordu o esnada… Ben sürekli o küfür eden adama şunu demeye başladım; şu an tehdit ediyorsun doktoru, suç işliyorsun, küfür etmek de suçtur, sakin olun falan derken olay bana döndü… Bana atacağı yumrukta da arkadaşım araya girdi, yumruk arkadaşımın kalbine geldi. Ama bu arada benim boynumda çizikler, darp raporunda da var işte kolumda tırnak izi, şu parmakta ganglion kisti çıktı.

Hasta evraklarını uzattı bize. Biz evraklarını aldık. Heyete çıkıyor. Kan testlerinin yapılması lazım. Uzman veya doçent bir doktor tarafından onaylanması lazım evrakın. Hasta 9,30’da geldi. Biz de aldık evraklarını, saat 10’da imzaya gidecek dedik. 10:15’de yani 15 dakikada biz onu imzalatıp getirtiyoruz. Ben kesinlikle bekleyemem dedi. Başka bölümlere de gideceğim. Ben zaten sorunlu bir insanım falan tarzı şeyler başladı. Biz de dedik buranın belirli bir çalışma kuralı var. Bu kurallara uyacağız yani bunun dışında yapacağımız bir şey yok. İşte böyle uzunca bir bankımız var bizim, bir de kapımız var. İçeri geliyorum öldüreceğim hepinizi dedi. Biz daha sakinleştirmeye falan çalışıyoruz. Arkadaş çıktı çünkü tartışan bendim. Bir dakika sakin olun falan demeye kalmadı, gereksiz yere o adama bir tane vurdu. Ondan sonra bana da saldırdı. Sonra baş tarafta bir erkek arkadaş daha vardı, tabi o da müdahaleye girdi. Adam karşısına çıkanı vuruyor yere yani…

Sonra odaya geçtik işte, NST’sini (NST, yani bebeğin anne karnındaki kalp atım hızı, hareketleri gibi özellikleri izleyen Non-Stres-Testi; benim notum) bağlayacağım, NST’sini karnına koydum, tokoyu şey yapıcam, bana bunu böyle bastıramazsın dedi böyle yüzüme fırlattı ve çığlık atmaya başladı.

Alkol alan bir şahıs, hastanede tedavi olmak üzere gözlem odasında yatıyor ve hemşire hanıma küfür ediyor, elle ve sözle tacizde bulunuyordu. Ben kendisine gittim ve dedim ki işte sen bu hastanede yatacaksın, adam gibi tedavini olup gideceksin. Kimseye küfür etmek, taciz etmek zorunda değilsin. Düzgün durmasını söyledim. O arada yanındaki yakını bana vurdu…

Neden fiziksel şiddet gördüler?

Şimdi şöyle söyleyelim, yaklaşık günlük hastaneye 3000 hasta geliyor. Bunun 700-800 tanesi gerçek hasta, geriye kalan 2000 tanesi de öylesine gelen hasta. Şöyle anlatayım, asıl geldiği yer göz, ama göze gelmişken başka bir yere de gidiyor, hastanenin yoğunluğunu artırmış oluyor.

Son yıllarda saygı, sevgi, hoşgörü, hiçbir şey kalmadı.

Hastalar çok bilinçsiz, çok cahil. Siyasi güçlerini arkalarına alarak, bir özgüven patlaması yaşayabiliyorlar. Ego tavan. Cahilce bir bilmişlik var… Bizim çalışma alanımızın dar olması, kalabalık olması, çalışan personelin azlığı ve insanların çok cahil olması… Hasta psikolojisi çocuk olduğu için biraz daha tırnak içerisinde daha şeyler böyle insanlar olaya daha ciddi bakıyorlar. Çok stresliler, olumsuz bir şey duymak istemiyorlar, işleri hemen olsun bitsin.

İletişimsizlik. Toplumsal şeyimiz artık bu. Sabrımız yok. Tahammülümüz yok. Toleransımız hiç yok. Tabi bir de bunların kültür düzeyi. Bizim hasta profilimizin yarısı madde bağımlısı. Yarısı hastaneye gezmeye geliyor. Kocası izin vermediği için hastaneye sosyalleşmeye gelen kadınlar var.

İnsanlar işlerinin hemen yapılmasını istiyorlar. Hasta geliyor değil mi, muayenemi hemen olayım, evrak işlerim hemen bitsin, ben 10 dakikada işlerimi bitireyim.

Fiziksel şiddet sonrasında yöneticilerin yaklaşımı nasıldı?

Şöyle, bizim bağlı bulunduğumuz başhekim yardımcımız psikiyatristti zaten. O da olaya dahil olduğu için hani bütün idari personel de zaten böyle hastayla ilgili bir problem olmayacağını, klinik şefim de, bu hastayla ilgili ne yapmam gerekiyorsa arkamda olacağını söylediği için o anlamda bir sıkıntım olmadı.”

Hiç kimse iletişime geçmedi. Çünkü onların süpervizörün hastane yöneticisinin bir whatsapp grubu var. Oradan yazdığını söyledi süpervizör geçmiş olsun dileklerini ilettiklerini söyledi ama hafta içi benim çalıştığım birime gelip de beni hiç aramadılar da. Telefonla bile aramadılar yani nasıl oldu olay, nasıl gelişti…

Yöneticiler hani, nasıl söylesem, hasta kadın olduğu için şiddet sanki erkekten gelmeli ya da işte böyle daha kuvvetli birinden gelmeli, ya da illa böyle fiziksel ciddi bir zarar verdikten sonra beyaz kod uygulanmalı gibi hani bunu beyaz kod vermeden de aşabileceğimi düşündüler açıkçası.

Yöneticiler ellerini taşını altına koymadıkları gibi, başhekimin şöyle bir yorumu olmuş, küfürleri niye üstünüze alındınız.

Yaşadıkları fiziksel şiddet mesleklerine ve işlerine bakışlarını nasıl etkiledi?

O günkü çalışmamı şöyle etkiledi: Hastalara yaklaşırken işimin gereği değil de biraz da vicdanımı kullanmak zorunda kaldım. Hep uzak duraraktan. Yani canla başla bir hastaya yaklaşmak artık içimden gelmedi. Motivasyonum tamamen düştü.

Başka bir klinikte çalıştım o gün öğlenden sonra. Sadece o gün değil ondan sonraki birkaç hafta boyunca benim moralim bozuldu… Ondan sonra da şöyle oluyor, ne işine odaklanabiliyorsun, bir de bu olayı tekrar tekrar yaşıyorsun.

Tabi ki o günü çok kötü etkiledi. Olayın etkisini bayağı bir uzun süre üzerimizden atamadık böyle bir şeyi. Çünkü yani düşünebiliyor musunuz en az 300-400 kişinin önünde böyle bir olay yaşıyorsunuz.

Mümkün olduğunca hastalar böyle bir şey yaptığında ilk anda 11-11 kod çekmeyi düşünüyorum artık. Yani o kadar esnek davranıp, anlatıp… Çünkü ben anlattıkça o cesaretlendi. Ben anlattıkça o cesaretlendi. Oysaki, bu tarz hastalarda çok da muhabbete girmeden, hani ben sizi alırım, bebek uyusun falan, diretiyor mu, bir güvenlik çağırmalıydım, ilk önce güvenlik müdahale etmeliydi, güvenlik baş edemiyorsa, 11-11 kod çekmeliydik. Yani o esnek süreci artık daralttığımı düşünüyorum.

Yani hayatımı ve mesleğimi şöyle etkiledi: olayın ilk yaşandığı anlarda, sıcak anlarında insanlara yardım ettikçe, insanlardan iyilik göremediğimi, karşılığını alamadığım hissiyatı doğdu. Bir tükenmişlik, duyarsızlaşma yani, o şekilde davranıyorsun.

Değişti, şöyle değişti: Yaptığın işin bir öneminin olmadığını düşünüyorsun. Verdiğin hizmetin hiçbir değeri yok. Karşılığında zaten hani aldığın maddi olarak sıkıntılı bir durum. Maddi karşılığını kesinlikle aldığımızı düşünmüyorum ama manevi bir karşılık da alamıyorsun.»

Yaptığının boş olduğunu, yani bir sürü şey aklından geçiyor. Ama yine de bu bir vicdan meselesi. Orada çalışanların çoğu ben burada insanlarla muhatap olmak istemiyorum dedi ve en sonunda ben de pes ettim. 26 yıl aynı yerde çalıştım. En sonunda ben de dedim, ben de burada çalışmak istemiyorum. Aynı bölümde idari işlere geçtim.

İnsanların artık yüzüne bakıyorduk. Tavrı nasıl falan ona bakıyorduk yani.

Şimdi şey başladı, bana zarar verir mi? Tedirginliğim ve kaygım hala devam ediyor. Zaten hastalığımın da şeyi o. Kaygı ve tedirginlik. O bir ay falan işe giderken çok mutsuz gittim. Şimdi şimdi toparladım, daha iyiyim. Ama odada yalnız kalamıyorum.

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*