Kovid-19’da illiyet bağı şartı

© Ümit Bektaş

Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden ya da malul olan sağlık çalışanlarının kanundaki “meslek hastalığı” hükmünden yararlanabilmesi için aranan illiyet (nedensellik) bağı yeniden tartışma konusu oldu.

Konu 30 Mart’ta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk başkanlığında memur sendikaları konfederasyonlarının katılımıyla gerçekleştirilen Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) toplantısında gündeme geldi. Toplantıya katılan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mali Sekreteri Elif Çuhadar yaşananları DW Türkçe’ye anlattı.

“Sayın Bakana koronavirüs salgını nedeniyle 391 sağlık emekçisinin yaşamını yitirdiğini söyledim. Bu süreçte de sağlık personeli arkadaşlarımızın temel talebinin salgının meslek hastalığı olarak kabul edilmesi, diğer tüm kamu personeli için ise iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade ettim” diyen Çuhadar, Bakan ile arasında şu diyalogun geliştiğini aktardı:

“Bunun üzerine, ‘Biz illiyet bağı üzerinden görüyoruz zaten’ dedi. Ben de ‘İlliyet bağını kanıtlama yükümlülüğünü de sağlık emekçisinin ailesine bırakıyorsunuz’ dedim. ‘Kim geldiyse illiyet bağı talebiyle hepsini kabul ettik’ dedi. ‘Sizin insafınıza mı kalacak, siz mi yorumlayacaksınız? Böyle bir talebi nasıl olsa kabul ediyoruz diye hukuki bir zeminin dışına çıkartmayalım’ dedim. ‘Hepsini kabul ediyoruz, kim başvurursa illiyet bağıyla ilgili olarak hepsini kabul ettik. Bunu meslek hastalığı olarak kabul edemeyiz çünkü evinde hastalananlar var. Evinde hastalanan birini meslek hastalığı olarak mı kabul edeceğiz’ dedi.”

Meslek hastalığı ve illiyet bağı nedir?

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 14’üncü maddesinde meslek hastalığı sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri olarak tanımlanıyor. İlliyet ise nedensellik anlamına geliyor. Bir hastalığa yakalanan bireyde hastalığın meslek yüzünden ortaya çıkması bir illiyet teşkil ediyor.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın “Meslek Hastalığı” rehberinde tipik meslek hastalıkları ve bunların sıkça ortaya çıktığı sektörlere yer veriliyor. Örneğin kas-iskelet sistemi hastalıklarına ağır efor gerektiren işlerin sebep olduğundan söz ediliyor. Yani bir illiyet bulunuyor.

Covid-19 da 18 Aralık 2020 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı bir genelge ile meslek hastalıkları ve benzer şekilde vazife malullüğü kapsamına dahil edildi. Ancak genelgede illiyet bağı şartı da vurgulandı.

Genelgenin ek belgesinde ise çalışamayacak duruma gelen sağlıkçıların ya da yakını sağlık çalışanını kaybedenlerin cevaplaması gereken sorular listelendi. Bu sorular arasında “Çalıştığı birimde Covid-19 hasta takip ve tedavisi yapılıyor mu?”, “Diğer personelde Covid-19 tanısı alan kişi var mı?”, “Covid-19 hastalığına bağlı maluliyet talebi varsa ayrıntılı bulguları içeren sağlık kurulu raporu var mı?”, “İlgilinin ölüm nedeninin Covid-19 olduğunu belirten ölüm belgesi var mı?” yer aldı.

“Yakınını kaybeden bir de ispatla mı uğraşacak?”

İş ve Meslek Hastalıkları ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Profesör Doktor İbrahim Akkurt bu sorulara ilişkin DW Türkçe’ye bir değerlendirme yaptı.

Salgında 395 sağlık çalışanının vefat ettiğini söyleyen Akkurt “Ayrıca yoğun bakımda uzun süre kalıp akciğerler başta olmak üzere kalp ve diğer sistemlerde yaşamını idame ettiremeyen yüzde 1 de olsa bir kesim var, bunların maluliyet oranları var. Bu iki kesimin bilgilerinin en azından Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilmesi, bu bildirimler yoluyla meslek hastalığı başvurusunda ispat zorunluluğu olmaması gerekir” dedi.

“Dün Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren bir sağlık çalışanı arkadaşımın cenazesindeydik” diyen Akkurt “Aylardır yoğun bakımdaydı. Onun ailesi yarın öbür gün bu kanundan yararlanmak için başvurduğunda, çalıştığı yerden mi oldu, otobüsten mi oldu gibi bir sürü araştırmalar, soruşturmalarla karşı karşıya kalacak. Bunlarla uğraşmak zorunda mı? Böyle bir hastalıkta ispatı nasıl yapacak? Ayrıca sigortacılık mantığıyla o araştırmayı yapan müfettişler de haklı olarak işyeri müfettiş tahkikat raporunda diyecekler ki, somut bir nedensellik saptanamamıştır” diye konuştu.

“Çalışma Bakanlığının ‘Alıyorlar işte herkesi kabul ettik’ dediği durumların hepsi yarın öbür gün sigortacılık mantığıyla rücu davaları açıldığında iptal edilecek” diyen Akkurt “Dünyanın neresinde olursa olsun bir sağlık çalışanı bu hastalığı yüzde 99,9 çalıştığı yerden almıştır. Bu nedenle illiyet bağı aranmamalıdır” dedi.

Türk Eczacıları Birliği: İlliyet bağının ispatı imkansız

Türk Tabipleri Birliği (TTB) illiyet bağının ispat yükünün sağlık çalışanlarına bırakılmasının doğru olmadığını söylüyor.

Türk Eczacıları Birliği de illiyet bağının ispatının imkânsız olduğunu ifade ederek yaşamını yitiren İsmail Durmuş adlı eczacının eşinin meslek hastalığı başvurusunun kabul edilmediğini belirtiyor.

DW Türkçe’nin ulaştığı Sağlık Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kaynakları, Covid-19 nedeniyle malul olan ya da hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının kaçının meslek hastalığı kapsamında sayıldığına yönelik veri talebine yanıt vermedi.

“Meslek hastalığı verilerimiz dünyadan ayrışıyor”

Prof. Akkurt’un dikkat çektiği bir başka konu da Türkiye’de meslek hastalıkları ve iş kazaları istatistiklerinin dünyadaki istatistiklerden çok farklı olduğu. Bu nedenle illiyet bağının başlı başına bir problem olduğunu ifade eden Akkurt şunları söylüyor:

“Bizim 2019 SGK verilerine göre 400 binlerde iş kazamız var. Meslek hastalığı ise 1088. Ancak epidemiyolojik veriler der ki, bir ülkede iş kazası ne kadarsa, meslek hastalığı onun en kötü ihtimalle yarısı kadardır. Bizde yüzde 1’i bile değil. Yine istatistiki veriler her bin çalışanın 4 ila 12’sinde meslek hastalığı beklenebileceğini gösteriyor. Bizim aktif sigortalı çalışanımız 20-30 milyon diye ifade ediliyor, buna göre en az 100 bin meslek hastalığı tanısı konması gerekiyor. Ancak bu gerçekleşmiyor.”

Sağlık meslek kuruluşlarına göre çözümün adresi TBMM

Aralarında Türk Tabipleri Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği ve Türk Eczacıları Birliği’nin de yer aldığı on sağlık meslek kuruluşu çözümün bir yasa ile mümkün olabileceğini ifade ediyor. Yasa önerisinde sağlık çalışanlarına konulan Covid-19 teşhisinin başlı başına illiyet bağı kabul edilmesi yer alıyor.

(Batu Bozkürk – Deutsche Welle Türkçe)

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*