Kovid-19 salgınında işe gidenlerin ruh sağlığı

Dr. Pervin Sevda Bıkmaz

Kovid-19 salgınının yarattığı bedensel sağlık sorunları ve ölümler hakkında, haklı olarak, çok fazla yazılıp çizildi. Böylesine ölümcül ve gizemli bir tehdit hakkında her bilgi kırıntısı, kişiyi yaşama bağlayacak efsanevi bir sır gibi, insanlar tarafından ilgi gördü. Bu ilginin belki de doruk noktası, yoğun bakımda tedavi görüp hastalığı atlatan insanlardı. Bu kişilerin, yaşadıkları dehşetle irileşip öylece kalakalmış  gözlerle, ağız birliği etmişcesine söyledikleri şey hep aynıydı: “nefes almak istemişler ama alamamışlardı; boğulduklarını sanmışlardı”. Dışarıda sonsuzca var olan hava ile akciğerlerinin arasına virüsün yarattığı hasar girmişti. Peki, virüsü kapmamak için insanlarla temas etmemek gerekirken, içimizden birilerinin çalışmak yani insanlarla temas etmek zorunda kalmalarının nedeni de bir tür hasar mıdır? Öyleyse bu hasarı yaratan virüs ne? Bu hasar nedeniyle kişilerin kendilerini ruhsal olarak nefes alamıyor gibi hissetmelerinin bir yoğun bakımı var mı? Bu yoğun bakımdan çıkamayanlara ne oluyor? Ayakta atlatanlar bunu nasıl becerdi?.. Kovid-19 salgınının çalışanların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini psikiyatrist ve psikoterapist Dr. Pervin Sevda Bıkmaz’a sordum, hocam da uzun uzun anlattı. Üzerinde pek konuşulmamış bu konu hakkında yaptığımız söyleşinin, sahada bu konuda çözümler arayan mesleki sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kovid-19 salgını sırasında yaşadıkları ruhsal deneyimleri anlamlandırmada zorlanan çalışanlara da yardımcı olacağına inanıyorum.” Dr. Müslüm Güney

Kovid-19 insanlık için yeni bir biyolojik tehdit. Bu yenilik psikolojik olarak da geçerli mi? Kovid-19 salgınının diğer salgınlardan bir farkı var mı?

 KOVİD-19 salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de halk sağlığı için önemli bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. ‘Gerçek’, yaşamsal, yıkıcı bir tehdit. Bu salgının diğer virüs salgınlarından psikolojik olarak farkı; belirsizlikten kaynaklanan kaygı ve korkunun eşlik etmesi; uzun süreli bir mücadeleyi gerektirmesi. Düşmancıl duygularını yönlendireceği düşmanlar yaratarak şiddeti meşrulaştıran insanın -insana karşı- yıkıcılığına aşina olsak da ilk kez böylesine ortak, görünmez, yabancı bir ‘düşman’la karşılaşıyoruz. Mücadele için tüm dünyada tedavi ve korunma amaçlı ilaç ve aşı çalışmaları sürerken güncelde elimizdeki en önemli silah, hastalıktan uzak durmak, bireysel olarak korunmak. Fiziksel ve ruhsal korunma yöntemleri açısından Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Salgın Yönetimi ve Çalışma  Rehberi”, Türk Tabipleri Birliği’nin ‘Koronavirüs (COVID-19)’ ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nin ‘COVID-19 ve Ruh Sağlığı’ tavsiyeleri yol göstericidir. Bu koşullar altında faaliyetlerini sürdürmekte olan iş yerlerinde çalışan işçilerin fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve salgına yakalanma riskinin kontrol altına alınması bir toplum sağlığı meselesidir.

Kovid-19 salgınının ruh sağlığımıza en önemli etkisi nedir?

Salgının ruh sağlığımıza en önemli etkisi kitlesel bir travmatik deneyimle karşı karşıya olmamızla ilişkilidir. Travma dış dünyadan gelen ve baş etme becerilerimizi aşan zorlayıcı, örseleyici olay ve durumlarla iç dünyamızı sarsar, olumsuz yönde etkiler. Travma; yaşamsal bir tehditle ortaya çıkan korku, dehşet ve çaresizliğe eşlik eden çeşitli bulgularla karakterizedir. Çalışma hayatını sürdürürken salgının travmatik ve ruh sağlığını bozucu etkilerinden korunmak zorlaşabilir. Geçmiş yaşam deneyimlerimiz, iş ve ev yaşamındaki koşullarımız, fiziksel ve duygusal destek kaynaklarımız bedensel ve ruhsal direncimizi etkiler. Kendimizi yalancı güven hissinden koruyarak gerçekten güvende hissedeceğimiz bir ortamda olmak, yeterli korunma yöntem ve ekipmanına sahip olmak, doğru bilgilerden haberdar olmak, fiziksel mesafeyi korurken yakın duygusal ilişkiler içinde bulunmak koruyucu faktörlerdir. Peki meslek hayatında salgın sürecini yaşıyor olmak iç dünyamızı nasıl etkiler;

Kovid-19 salgını çalışanlarda ne tür ruhsal sorunlara neden olabilir?

Yaşadığımız bu salgınla ne kadar incinebilir ve yaralanabilir olduğumuzu fark ettik. Bu farkındalık bir ihtimal ‘yeni ben-lik’lerimizi, uygarlığı, toplumu ‘yeni dünya’mızı, ilişkilerimizi yapılandırmamıza ve onarmamıza yardım edecek. Diğer ihtimal geçmiş olumsuz deneyimlerden kalan ruhsal yaralarımız ağırlaşacak. Depresyon, uyum bozuklukları, panik atakları, kaygı bozuklukları, ağrı bozuklukları, akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, yas reaksiyonu bu süreçte karşılaşabileceğimiz ruhsal bozukluklardır.

İşyerlerinin üretim ve çalışmaya devam etmesi sebebiyle milyonlarca işçi çalışmaya devam ederken mevcut kriz ortamında çalışmanın getirdiği ek yükler fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan da işçi sağlığını tehdit etmektedir.

KOVİD-19 salgın sürecinde işçilerin karşılaşabileceği ruhsal sorunlar ve nedenleri şöyle sıralanabilir;

Pandemi işçilerin çalışma koşullarına bağlı olarak virüse maruz kalarak hastalanabileceğine, virüsü sevdiklerine bulaştırabileceğine, kendisinin ya da yakınlarının bu nedenle hayatını kaybedebileceğine dair endişe duygusuna ve korkuya sebep olmaktadır.

Sosyal desteğin yetersizliği, mesleki ve kişisel yaşam arasındaki sınırların belirsizliği, travmatik deneyimlere maruz kalınan sürenin uzunluğu, korunaksızlık hissi ruhsal sağlığı olumsuz yönde etkileyerek tükenmişlik duygusuna neden olur.

Hareketlilik ve temas kısıtlamalarının uygulanmasında yaşanan aksaklıklar bir yandan çalışmaya devam eden işçilerin hastalanmasına ve salgının yayılmasına öte yandan kendilerini tehdit altında hissetmelerine, travmatik deneyimlere sebep olmaktadır.

İşyerlerine gitmek için otobüs, metro, metrobüs gibi toplu taşıma araçlarının kullanılması sırasında yakın temasın artması ve fiziksel mesafenin korunamaması nedeniyle güvenlik kaybı hissi yaşanmaktadır.

Tehdit altında olmak işe devam etmekte isteksizliğe ve motivasyon kaybına yol açabilir.

Çevresel risk faktörlerinin belirsizliği stres ve kaygı gibi ruhsal sorunlara neden olabilir.

İşyerlerinde uygun revir, muayene ortamı; maske, önlük, eldiven gibi koruyucu malzemelerin yeterli bulunmaması hastalığa, salgının yayılmasına neden olduğu kadar tehdit algısında artışa bağlı dikkat, konsantrasyon ve işlevsellikte azalmaya yol açar.

İleri yaşta ve kronik hastalıkları olan işçiler işlerini kaybetme endişesi ile işe gitmeye devam etmek zorunda kalmaktadır.

İş stresi, güvensizlik, iş kaybı ve bulaşma korkusu, ekonomik güçlükler, aile sağlığı için duyulan endişe, sosyal izolasyon ve sosyal destek yetersizliği karamsarlık, umutsuzluk gibi olumsuz duygulara neden olabilir.

İşyerlerinde KOVİD-19’a yakalanmış bireylerin ve beraber çalıştıkları iş arkadaşlarının temas ve izolasyon konusunda yaşadıkları sorunlar ile damgalanma korkusu; kaygı, sosyal – ilişkisel zorluklar, motivasyon ve uyum güçlüğü yakınmalarıyla sonuçlanır.

Bu ruhsal sorunları yaşayan çalışanların duygu ve davranışlarında ne tür değişiklikler ortaya çıkar?

 Yüksek risk maruziyeti altında çalışanlar kendilerini stresli hissedebilir ve kaçınma davranışları gösterebilirler. Kendilerini öfkeli, sinirli, uyuşuk, depresif ve kaygılı hissedebilirler. Travma sonrası stres belirtileri (hastalık sürecinde karşılaşılan travmatik anları tekrar yaşantılama, uykusuzluk, yoğun sıkıntı duyma, kabus görme vb.) ortaya çıkabilir. Çarpıntı, baş ve omuzlarda ağrı, kaşıntı, göğüste daralma hissi ve karıncalanma gibi fiziksel yakınmalar, kolay sinirlenme, depresif duygulanımlar, çaresizlik hissi, karamsarlık, özyıkım düşünceleri, öz saygıda ve öz yeterlilik algısında düşüş gibi psikolojik belirtiler yaşanabilir. Birey kendisini yorgun hissediyor, gündelik işlerini sürdürmekte zorlanıyorsa; stres düzeyinin artmasından dolayı yorgunluk hissine rağmen uykuya dalmakta zorluk yaşıyorsa, unutkanlığı ve dikkat dağınıklığı varsa tükenmişlik yaşıyor olabilir.

Tükenmişliğin nedenleri nelerdir?

Kriz sürecinde zorlu iş koşulları altında çalışmak tükenmişlik riski barındırmaktadır. Tükenmişliği üç şekilde görmekteyiz. Duygusal yorulma, duyarsızlaşma, yetersizlik.

Duygusal yorulmada, çalışma koşullarının yükü (işten çıkarmalar, işçi sayılarının azaltılması ya da bu tehdit altında çalışılması gibi koşullarda) her geçen gün artabilir ve kişi sabah uyandığında günü tamamlayabilecek gücü kendisinde bulamayabilir.

Duyarsızlaşmada, hastalık ya da korunmayla ilgili duyarsızlık gelişebilir, kendini ve çevresindekileri gözetmeyle ilgili kayıtsızlaşabilir, kolay öfkelenebilir.

Yetersizlikte,  motivasyon düşüklüğü, isteksizlik, işe konsantre olamama, kontrol duygusunun azalması performans düşüşüne ve yetersizlik hissine eşlik edebilir.

Çalışanlar KOVİD-19 salgınında kendilerini tükenmişlikten nasıl koruyabilir?

Tükenmişlikten korunmak için yapılabilecekleri üç başlık altında toplayabiliriz.

Kendini Gözlemleme… Yoğun tempoda çalışanlar kendilerine dikkat etmeyi bırakabilir. İş yaşamının devamlılığını ve kişinin sağlığını koruyabilmesi için farkındalığa sahip olması önemlidir. Egzersizlerin, uyku düzeninin, unutkanlık, ağrı, halsizlik gibi bedensel bulguların takip edilmesi yararlı olacaktır.

İş ve Yaşam Dengesi… Mesai sırasında alışkanlığı olmasa bile her fırsatta oturmak, çok kısa aralıklarla olsa dahi dinlenmeye gayret etmek, açlık ve susuzluk gibi ihtiyaçların gözetilmesi önemlidir. Mesai bitimindeki istirahat süreci yorgunluk hissi ve sıkıntının geçmesi için yetersiz kalabilir. Bu durumda alkol gibi yatıştırıcı etkisi olan maddelere yönelmek dinlenme etkinliğinin azalmasına ve daha yorgun uyanmaya neden olur.

Yardım İsteyebilme… Tükenmişliklerini fark eden çalışanlar bulundukları durum içerisinde bunu göz ardı etmemelidir. Tükenmişliğin kriz dönemlerinde doğal bir durum olduğu unutulmamalıdır. Çalışanların önce kendilerini koruması salgın sürecinin yönetilmesi ve krizle baş etme açısından önemlidir. Yardım istemekten ve kurumu bilgilendirmekten kaçınılmamalıdır. Aynı zamanda çalışanların birbirini gözlemlemesi ve gözetmesi koruyucu olacaktır.

KOVİD-19 salgınında çalışanların ruh sağlığı korumak için işyerinde hangi önlemler alınabilir?

Salgına ilişkin gerçekçi risk analizleri doğrultusunda gerektiğinde temel, zorunlu ve aciliyeti olan işler dışında çalışmalar durdurulmalı, çalışmanın sürdürülmesinin mümkün ve gerekli olduğu durumlarda fiziksel ve ruhsal önlemler eksiksiz olarak alınmalıdır. İşyerlerindeki çalışma saatleri ve vardiya sıklıkları yeniden düzenlenmeli, sosyal mesafenin uygulanabileceği çalışma ortamları, yemek-giyinme-hazırlık alanlarının koşulları geliştirilmelidir. Önlemler güvenlik hissini arttırır.

 Meslektaşlar arasındaki iletişim, sosyal destek baş etme kapasitesinin arttırılması için önemlidir. İşverenler, yetkililer ulaşılabilir ve destekleyici olmalıdır.

İş seyahatleri, toplantı ve eğitim organizasyonları pandemi koşullarına göre yeniden planlanmalı, gerektiğinde online olarak gerçekleştirilmelidir. Dijital ortamlarda çalışmak bu süreçte temas ve riskin azaltılmasında önemlidir. Yurtdışına çıkan ya da şüpheli temasları olan kişilerin  14 gün boyunca izolasyonda kalması gerekiyorsa işe gelmemesi sağlanmalıdır. Karantina ve izolasyon koşullarının gereken ve mümkün olan en kısa süre boyunca uygulanması koruyucudur. Korunaklı bir çevreye sahip olmak en temel fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlardan biridir.

İş yerlerinde gerçekçi risk değerlendirmeleri ve acil durumlar için planlar yapılmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir. Tüm çalışanlar için pandemi ile ilgili bilgilendirmeler yapılmalı ve eğitimler verilmelidir. Doğru bilgilerden haberdar olmak belirsizliğin yarattığı korku ve kaygıyı azaltır.

İşçilerin meslektaşlarını ve kurumlarını kapsayan bir destek ağı içinde olması bu süreçte kaygının hafiflemesine yardımcı olur. Salgın koşullarında takım uyumunu geliştirmeye yönelik destek sistemlerine, uzaktan yapılacak kurs veya eğitimlere katılım dahil olmak üzere çalışanların destekleyici ilişkilere erişimi teşvik edilmelidir. Örgütsel olarak hareket etmek bireysel dayanıklılığın artmasına yardımcı olacaktır.

İşçilerin ulaşımını sağlayacak servis araçlarının artırılması, bu araçlarda ve diğer toplu alanlarda kişisel mesafesinin korunması, maske takılması, iş yerlerinde, servis araçlarında dezenfeksiyon yapılması ve işçilere kişisel koruyucuların temin edilmesi çaresizlik hissinden uzaklaştırır, kontrol duygusunun sağlanmasına yardım eder. İşyerlerinde saptanmış KOVİD-19 vakalarının iş kazası ve/veya meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi esastır; önlemlerin alınması kurumun sorumluluğundadır.

Çalışanlar KOVİD-19 salgınında ruh sağlıklarını korumak için bireysel olarak neler yapabilir?

Zorunlu haller dışında sokağa çıkmayın, hastalığı taşımamak için kurallara uyun. Gerekli önlemlerin alınması kontrol duygusunu ve güven hissini arttırır.

Aile bireyleri ve yakın ilişkiler kuran kişilerin birbirine destek olması stres ve kaygı seviyesini düşürmeye yardım eder.

Çevrenizde yaşayan 65 yaş üstü bireyler varsa, alışveriş, fatura yatırma, ilaç alma vb. konularda yardım teklif edin. Unutkanlığı olan sizden yaşça büyük kişilere her temasınızda ellerini yıkamaları gerektiğini hatırlatın. Büyüklerinizden uzaktaysanız ve ulaşamıyorsanız, yakınlarındaki komşu, akraba ve arkadaşlarınızla iletişimde olun, onlardan yardım isteyin. Yardımlaşmak çevremize olduğu kadar bize de iyi gelecektir.

Telefonla sık görüşmeler yapın, mümkünse görüntülü konuşun; gündelik sohbetler yapmaya çalışın.

Medyadan durmaksızın gelen bilgi bombardımanı altında aşırı uyarılmış bir halde olmak ve korkmak anlaşılabilir bir durumdur. Paniğe kapılmayın. Kaynağı belirsiz bilgilerden uzak durun. Doğru bilgilere ulaşın; kaygı verici, olumsuz ifadelerden ve felaket haberlerinden sakının.

Uykunuzun düzenli ve yeterli olmasına dikkat edin. Dengeli bir ruh sağlığı için uyku dengesi önemlidir.

Sigara içiyorsanız bu dönemde miktarını arttırmayın, mümkünse azaltmayı deneyin.

Stresinizi azaltmak için veya uyku düzeninizi bozmamak için alkol kullanımına yönelmeyin.  Alkol kullanımı bağışıklık sisteminizi, ruhsal dayanıklılığınızı, uyku düzeninizi olumsuz etkiler.

Fiziksel sağlığınıza dikkat edin. Fiziksel olarak zinde olmak ruh sağlığınız için de iyidir.

Dinlenmeye mutlaka zaman ayırın.

Beslenmenize özen gösterin, sağlıklı beslenmeye dikkat edin.

Uzun vadeli düşünün. Bu dönemde acil değilse korku ve endişe hisleriyle önemli kararlar almayı erteleyin.

Hayatımıza neşe katmak, evde keyif aldığımız işlere yönelerek meşgul olmak bizi güçlendirecek ve ruh sağlığımızı dengede tutmaya yardımcı olacaktır. Keyif aldığınız hobilere, uğraşlara yönelin.

Olumsuz duyguları fark edip, anlamak bu süreci daha sağlıklı kavramamızı ve yönetmemizi sağlar.

Kendinizi çok kaygılı hissettiğiniz zamanlarda gevşeme  ve nefes egzersizleri yapın. Gün içinde diyaframdan alacağınız beş tam, derin nefes vücudunuzu zindeleştirir. Doğru nefes almak ve gevşeme egzersizleri stresin vücudumuzda yarattığı olumsuz etkiler karşısında bizi sakinleştirir.

Eğer stresiniz, olumsuz duygularınız günlük işlevlerinizi aksatıyor ise, özyıkım düşüncelerine sahipseniz, bilinen ilaç kullanımı gerektiren bir ruhsal bozukluğa sahipseniz bir ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı ile görüşmeniz gerekir.

Umutsuzluğa kapılabilirsiniz; bu durumlarda yardım istemek ruh sağlığınızı korumaya yardımcı olacaktır.

Kendinize olayları önceden öngöremeyeceğinizi ve kontrol edemeyeceğinizi hatırlatın. Elinizden geleni yaptığınızın farkında olun.

Kötü olasılıklara odaklanmayı bırakın ve olayları felaketleştirmeyin.

Geleceğe dair planlar yapın.

Ne zaman bir hekimden destek alınmalı?

Ruh sağlığınızın etkilendiğine işaret eden belirtiler günlük yaşamınızı ve işlevlerinizi olumsuz olarak etkiliyorsa bir ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilerek öneri ve yönlendirmelere uymanız iyileşmenize, süreci sağlıklı bir biçimde yönetmenize, baş etmenize ve kendinizi iyi hissetmenize yardım edecektir.

(14.09.2020)

***

Dr. Pervin Sevda BIKMAZ

1995 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2004 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sağlık Hizmetleri Yönetimi MBA eğitimini tamamladı. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda Fizyoloji, 2010 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda psikiyatri uzmanlık eğitimlerini tamamladı. Devlet Hizmeti yükümlülüğünü 2016-2017 yıllarında Gümüşhane Devlet Hastanesi ve Gümüşhane İl Sağlık Müdürlüğü Toplum Temelli Ruh Sağlığı Merkezi’nde yaptı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlık Eğitimi (2004-2010) sırasında, bir yıl süre ile (2005-2006) ABD Arkansas Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nöropsikiyatrik Bozukluklar ve Klinik Nörofizyoloji alanında çalışmalarda bulundu. Amerikan Psikiyatri Birliği’nden Kişilik Bozuklukları, Şizofreni, Yeme Bozuklukları alanlarında “Personality Disorders: Combining Relational Therapy and Psychopharmacology”, “Cognitive Therapy for Schizophrenia”, “Eating Disorders” konulu eğitimler aldı (Atlanta, 2005). Osler’s Institute tarafından verilen Board Review eğitimlerine katıldı (Washington, 2005). St. Louis Üniversitesi’nde Nöropsikiyatrik Bozukluklar konusunda insan kadavrası üzerinde anatomi diseksiyonları yaptı. 2005-2008 tarihleri arasında Avrupa Psikodrama Eğiticileri Federasyonu (FEPTO) üyesi olan Dr. Abdülkadir Özbek Psikodrama Enstitüsü’nden Psikodrama eğitimi aldı. 2008 yılında, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) bünyesinde verilen Cinsel Tedaviler Eğitim modüllerini tamamladı. 2008 yılından bu yana International Psychoanalytical Association bünyesinde İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği’ne bağlı olarak Psikanaliz formasyonuna devam etmektedir. 2010-2016 yılları arasında Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Öğretim Üyesi, Bölüm Başkanı olarak çalıştı. 2017- 2019 tarihleri arasında İstanbul Okan Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans ve Doktora Programları Koordinatörlüğü görevlerini sürdürdü. Pervin Sevda Bıkmaz halen Bahçeşehir Üniversitesi Psikiyatri AD.’da, İstanbul Gedik Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans düzeyinde dersler vermektedir. 2017 tarihinden bu yana Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nde hastalarının takibini sürdürmekte ve 2010 yılından bu yana ofisinde hasta kabul etmektedir.

(14.09.2020)

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*