İşyerinde psikolojik taciz: mobbing

ÇSGB başvurularına göre 2011-2017 yılları arasında, işyerinde psikolojik taciz 8 kat artış gösterdi. Şikayet edilenler çoğunlukla erkek ve amir yönetici konumunda.

Hayatlarımızın değerini ölçebilmenin yolu, başkalarının yaşamlarına değer vermekten geçer. Pek çoğumuzun günlük hayatının önemli bir kısmı işyerinde geçmektedir. Çalışanlar ailelerinden, daha fazla iş arkadaşlarıyla zaman geçirmektedirler. İş hayatı kendi içerisinde zaten doğası gereği rekabet, baskı, stres, kişisel hırslar gibi unsurları barındırmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz için de, işyerlerinde psikolojik taciz ya da diğer adıyla mobbing yaş, cinsiyet, hiyerarşik konum ayrımı olmadan çalışanların karşılaşması muhtemel önemli bir işyeri sorunudur.

İşyerlerinde psikolojik taciz; kamu ve özel sektörde ayırımı gözetmeksizin tüm işyerlerinin ve çalışanların çalışma verimini düşüren, tek bir nedenle açıklanamayacak kadar karmaşık bir süreçtir. İş stresi ve işyerinde psikolojik taciz, işyerinde zorbalık, şiddet, terör, duygusal taciz, yıldırma, yıldır kaçır, işyerinde saldırı gibi pek çok adlandırmaları vardır.

Tanım olarak; işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünüdür.

İşyerlerinde psikolojik taciz aşağıdaki unsurları içermelidir:

  • İşyerinde gerçekleşmelidir.
  • Üstler tarafından astlarına uygulanabileceği gibi, astları tarafından üstlerine de uygulanabilir ya da eşitler arasında da gerçekleşebilir.
  • Sistemli bir şekilde yapılmalıdır
  • Süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanmalıdır.
  • Kasıtlı yapılmalıdır.
  • Yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olmalıdır.
  • Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkmalıdır.
  • Kişiye yönelik olumsuz tutum ve davranışlar gizli veya açık olabilir.

Dikey (Hiyerarşik) psikolojik taciz; üstlerden astlara ya da astlardan üstlere doğru yönelen, aynı zamanda iki yönlü de olabilen psikolojik taciz türüdür. Yatay (Eşitler Arası) psikolojik taciz; aynı düzeyde veya aynı hiyerarşik grupta olanların birbirlerine karşı uyguladıkları davranışların bütünüdür.

İşyerlerinde görülen hastalıkların % 60’nın iş stresi kaynaklı olduğu belirlenmiştir. Eşitsizliğin, rol belirsizliğinin, mobbingin, kısıtlı zaman ve yoğun iş temposunun, değerlendirme kriterlerinin belirsiz olduğu işyerleri strese en açık yerlerdir. Psikolojik tacize uğrayan kişilerde fiziksel ve ruhsal bozukluklar oluşur. Uyku bozuklukları, ağlama nöbetleri, konsantrasyon bozukluğu, gerginlik ve öfke, alınganlık, yüksek tansiyon, kalıcı uyku bozuklukları, mide ve bağırsak sorunları, aşırı kilo alma veya aşırı zayıflama, alkol veya madde bağımlılığı, tedavi masrafları, işyerinden kaçma veya uzaklaşma, sık sık geç kalma, sıkça kullanılan hastalık izinleri, şiddetli depresyon, panik ataklar, kalp krizleri ve diğer ciddi hastalıklar, kazalar, üçüncü kişiye yönelik şiddet, intihar girişimleri bu etkilerden başlıcalarıdır.

2011/2 Sayılı İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (MOBBİNG) Önlenmesi Genelgesi ve diğer eski yeni tüm kanunların desteği ile bu konu hakkında gerekli tedbirler giderek arttırılmaya başlanmıştır. Bu anlamda yapılanları ve gelecekte yapılacak olan uygulamaları göstermek için 2018 yılında ÇSGB İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi yayınladı.

Bu rehberde yer alan 2011-2017 yılları arasındaki ÇSGB ALO başvuruları verilerini incelediğimizde, toplam 55.046 adet işyerinde psikolojik taciz başvurusunun yapılmış olduğu görülmektedir. 2011 yılında 2.001 olan başvuru sayısının 2017 yılı sonunda sekiz kat artarak 16.784 olduğu bilgisi yer almaktadır. Başvuru sonucunda ilgili psikologlar tarafından; yüzde 7’si için şikayet ile sonuçlandırıldığı ve yüzde 93 oranında bilgilendirme yapıldığı görülmektedir. Özel sektör şikayet almakta yüzde 83 ile açık ara önde görülmektedir.

Cinsiyet dağılımına bakıldığında; mağdur olduğunu söyleyerek şikayet edenlerin yüzde 59’nu erkek çalışanlar oluşturmaktadır. Şikayet edilen kişilerin de yüzde 75 oranında erkek ve yüzde 64 oranında amir yönetici statüsü konumunda oldukları anlaşılmaktadır.

Mağdurların yaş grupları incelendiğinde; en çok 29-33 yaş aralığında olduğu, kadın erkek arasında anlamlı fark olmadığı görülmektedir.

Özelde en çok sanayi sektörü ile mağaza, restoran ve market sektörü şikayet edilirken; kamuda ise en çok Sağlık, Milli Eğitim ve Üniversiteler şikayet edilmektedir.

Özelde lise mezunu çalışanların yüzde 37; kamuda ise üniversite mezunlarının yüzde 54 ile en çok psikolojik baskıya maruz kalmakta oldukları anlaşılmaktadır.

Şikayet edilme nedenlerine bakıldığında; en başta saldırgan kişinin kişilik özelliklerinin yer aldığı, örgüt yapısı, ekonomik sebepler, verimsiz çalışma ortamı ve yönetimsel problemlerin şikayette önemli yer aldığı görülmektedir.

Şikayet konusu olarak en çok; istifaya zorlamak yer almakta, daha sonra görev yeri değişikliği, hakaret, kötü muameleye maruz kalmak ve sözlü taciz yer almaktadır. Hatta sözlü tacizin yüzde onu kadar da cinsel tacizin olduğu görülmektedir.

Neredeyse hemen herkesin işyerinde psikolojik tacize maruz kalabildiği,işçi-yönetici, memur-mühendis, erkek-kadın fark olmadığı ve herkesin hemen hemen aynı riski taşıdığı anlaşılmaktadır.

Psikolojik tacize maruz kalma süreleri ise oldukça ürkütücüdür. 1 aydan fazla maruz kaldığını beyan eden kişi oranı yüzde 85 iken; 1 yıldan fazla süredir devam ediyor diyen kişilerin oranı yüzde 27; daha da kötüsü 3 yıldan fazla süredir devam ediyor diyenler ise yüzde 7 olduğu görülmektedir.

Bildirimlerin en çok İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’dan olduğu ardından Kocaeli, Bursa ve Mersin’in yer aldığı ve özel-kamu arasında bir farkın olmadığı görülmektedir. Şehirler büyüdükçe doğal olarak psikolojik baskı da artmaktadır. İnsan sayısı arttıkça aslında insanlar yalnızlaşmaktadır.

Zonguldak’ta kaçak maden ocakları vardır. Ruhsatları olmadığı için adına kaçak denir, halbuki herkes bilir, pek çok insan ve yakınları oralarda çalışır, hatta resmi maden ocağından emekli olunca gider geçim derdi yüzünde oralarda çalışmaya devam ederler. Ne zamana madende göçük olup oralarda ölünce anlaşılır, kaçak ocakta çalıştığı. O ana kadar kimse bilmez, kimse duymaz, kimse görmez. Aynı şey mobbing için de geçerlidir. Aysbergin görünmeyen büyükçe bölümü yani. Tüm çalışanlar, tüm yöneticiler bu baskıyı, çalışanın çaresizliğini, yaşadığı bunalımı, çalışan intihar edince, cama-dama-köprüye çıkınca ya da kalp krizi geçirince öğrenirler.

Mobbingi ve şiddetin her türlüsünü el ele verirsek ancak o zaman önleyebiliriz. Hiç sağa sola önümüze bakmayalım, öncelikle aynaya bakalım ve karşımızdaki o cesur insana gerçekleri söyleyelim. O isterse bu düzeni bozabilir, mobbingi ve şiddeti önleyebilir. Kanunu yapmakla değil onları uygulamakla, işyerlerinde ve tüm yaşamımızda düzeni sağlayabilir ve ancak o zaman mutlu olarak yaşayabiliriz.

Mobbing ile bireysel ve kurumsal olarak mücadele edilmeli, kurumsal adalet sağlanmalı, kurum içi iletişim kanalları açık ve şeffaf olmalı, bireysel beceri, yetenek, hakkaniyet değerlendirilmeli, ödül ve ceza, terfi ve görevden almalar açık ve net kriterlere göre yapılmalı, yetki, sorumluluk, kişisel ayrım adam kayırmaca, cinsiyet ve etnik ayrım yapılmamalı, bu konuda tereddütler varsa aydınlatılmalı, eğitim, bilgilendirme, erken ve etkin müdahale eksiksiz yapılmalı, kamu kurum ve kuruluşları ile özel şirketler, sivil toplum kuruluşları, kısaca tüm toplum tarafından destek ve kararlılık içinde olduğu mutlaka gösterilmelidir. Bütüncül ve insanca bir yaklaşım, dürüstlük ve adalet konusunda kararlılık olmazsa olmazımızdır.

İnsanı “insanca” yaşat ki, devlet yaşasın…

Sağlıcakla kalmanız dileğiyle.

(11.07.2018)

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*