Hasta çalışan önce işyeri hekimine başvurmak zorunda değil

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu: Çalışanlar muayene ve sevk işlemleri için öncelikle işyeri hekimlerine başvurmak zorunda değil!

Dava konusu istem

Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğünün 02/12/2014 tarih ve 711 sayılı “İşyeri Hekimi” konulu Genelgesi’nin 5. maddesinin (a) bendinde yer alan “Çalışanlar İşyeri Hekimlerinin çalışma saatleri içerisinde, muayene veya sevk için öncelikle İşyeri Hekimine başvuracaklardır.” cümlesinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti

Zonguldak İdare Mahkemesinin 10/02/2016 tarih ve E:2015/496, K:2016/85 sayılı kararıyla; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3., 6. ve 15. maddeleri ile 20/07/2013 tarih ve 28713 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in 9. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi hükümleri uyarınca işyerlerinde iş sağlığı ve hizmetlerinin sağlanabilmesi için işyeri hekimi bulundurma ve görevlendirme zorunluluğu getirildiği, işverenin çalışanların sağlık gözetimleri ile ilgili yükümlülüklerinin açıklandığı ve işyeri hekimlerinin çalışanların sağlık gözetimini yaparak sağlık yönünden tanıması ve takip etmesinin amaçlandığı, bu kapsamda davalı idarece kadrolu işyeri hekimi görevlendirildiği ve eksik olan hekimler için de hizmet alım yoluna gidildiği;

İşveren konumunda olan davalı idarenin, mesai saatleri içerisinde kurum çalışanları ve işyeri ile ilgili çalışma düzeni hakkında bazı düzenlemeler ve kurallar getirme yetkisinin bulunduğu, bu kapsamda da çalışanların öncelikle muayene ve sevk işlemleri için mesai saatleri içerisinde işyeri sağlığı ve hizmetlerinin yürütülmesi için görevlendirilen işyeri hekimlerine başvurma zorunluluğu getirilmesini engelleyici üst hukuk normu bulunmadığı, dolayısıyla davalı idarece bu yönde düzenleme yapabileceği;

Söz konusu düzenlemenin mesai saatlerine ilişkin olduğu, ilgililerin mesai saatleri dışında sağlık rahatsızlıkları nedeniyle istedikleri doktor ve sağlık kuruluşlarına başvurabilecekleri, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/11/2017 tarih ve E:2016/5669, K:2017/6984 sayılı kararıyla;

Temel hak ve hürriyetlerden olan sağlık hakkının Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca özüne dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, 5510 sayılı Genel Sağlık ve Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 70. maddesi ve buna bağlı olarak yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği’nde sevk zincirine ilişkin kuralların belirlendiği, 5510 sayılı Kanun ile 6331 sayılı Kanun’un 3., 6. ve 15. maddelerinden çalışanların muayene veya sevk için öncelikle işyeri hekimine başvurmaları gerektiği şartının getirilebileceğine ilişkin bir anlam çıkarmanın mümkün olmadığı;

Bu nedenle de, temel hak ve özgürlüklerden biri olan ve Anayasa’nın 17. ve 56. maddeleriyle güvence altına alınan sağlıklı yaşama hakkına Genelge’yle getirilen sınırlama niteliğindeki dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Zonguldak İdare Mahkemesinin 10/02/2016 tarih ve E:2015/496, K:2016/85 sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti

Zonguldak İdare Mahkemesinin 19/09/2018 tarih ve E:2018/674, K:2018/804 sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararının özeti

Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2019 tarih ve E:2019/299, K:2019/6013 sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki Zonguldak İdare Mahkemesinin 19/09/2018 tarih ve E:2018/674, K:2018/804 sayılı temyize konu ısrar kararının onanmasına karar verilmiştir.

Karar düzeltme talep edenin iddiaları

Davacı tarafından, Kamu Personelinin Sağlık Hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna Devrine İlişkin Tebliğ uyarınca kamu görevlilerinin hastaneye başvurmadan önce kurumlarından sevk alması yönündeki zorunluluğun kaldırıldığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 70. maddesi gereğince aile hekimliklerinin birinci basamak sağlık hizmet sunucuları arasında yer aldığı, 5510 sayılı Kanun’a istinaden çıkartılan Sağlık Uygulama Tebliği’nde birinci basamak sağlık hizmeti sunucularının doğrudan hasta kabul etmekle yükümlü kılındığı, anılan Tebliğ’de aynı basamak sağlık hizmeti sunucuları arasında sevk işlemi yapılmayacağı hususunun hükme bağlandığı, dava konusu düzenlemenin bu haliyle Sağlık Uygulama Tebliği’ne aykırılık teşkil ettiği, ayrıca temel hasta haklarından biri olan hekim seçme hakkının dava konusu hükümle ihlal edildiği belirtilerek, karar düzeltilmesi isteminin kabul edilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Karşı tarafın savunması

Savunma verilmemiştir.

Danıştay tetkik hakimi Mehmet Celal Uzunkaya’nın düşüncesi

İstemin kabulü ile, ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Türk milleti adına

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, davacının karar düzeltme dilekçesinde öne sürdüğü hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 27/11/2019 tarih ve E:2019/299, K:2019/6013 sayılı onama kararı kaldırılarak, Zonguldak İdare Mahkemesinin 19/09/2018 tarih ve E:2018/674, K:2018/804 sayılı ısrar kararına yönelik davacının temyiz istemi yeniden incelendi, gereği görüşüldü:

Maddi olay

Davalı Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü, 04/02/2014 tarihinde Tez Medikal Turizm A.Ş. ile işyeri hekimliği hizmetlerinin sunumu için hizmet alım sözleşmesi akdetmiş, çalışanların muayene ve sevk işlemleri ile tedavi sonralarında işe dönüşlerinde uygulanacak kuralların tespiti amacıyla 02/12/2014 tarih ve 711 sayılı Genelge’yi yayımlayarak yürürlüğe koymuştur. Anılan Genelge’nin 5. maddesinin (a) bendinde “Çalışanlar İşyeri Hekimlerinin çalışma saatleri içerisinde, muayene veya sevk için öncelikle İşyeri Hekimine başvuracaklardır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bunun üzerine, mezkur düzenlemenin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İlgili mevzuat

Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmiş; “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesinde ise, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde de, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” düzenlemesi hüküm altına alınmıştır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Hizmet basamakları ve sevk zinciri” başlıklı 70. maddesinde, “Bu Kanunun uygulanması bakımından sağlık hizmeti sunucuları birinci, ikinci ve üçüncü basamak olarak Sağlık Bakanlığı tarafından basamaklandırılır. Bu basamaklar ve sağlık hizmet sunucuları arasında sevk zinciri; tanı, ön tanı, hekimlerin ve diş hekimlerinin uzmanlıkları dikkate alınmak suretiyle tüm yurtta veya il ya da ilçe bazında Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir. Aile hekimleri birinci basamak hizmet sunucuları içinde yer alır.

Kurumca sağlık hizmetlerinin sağlanabilmesi için, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler sevk zinciri kurallarına uygun hareket etmek zorundadır. 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerinde sayılanlar ile aynı maddenin onikinci, onüçüncü ve ondördüncü fıkraları kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanların, Kurumla sözleşmeli üniversite ve istisnai hallerde özel sağlık hizmeti sunucularına müracaat edebilme koşulları ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.” hükmü yer almakta olup, bu hükme göre Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği’nin “Sağlık hizmeti sunucularına müracaat ve yükümlülükler” başlıklı 1.5. maddesiyle sevk zinciri ile ilgili kurallar belirlenmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun’un 3. maddesinde, işyeri hekiminin, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, işyeri hekimliği belgesine sahip hekimi ifade edeceği; 4. maddesinde, işverenin çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilerek, 6. maddesinde de, mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işverenin işyerlerinde, işyeri hekimi görevlendirmek dahil, yapması gerekenler sayılmıştır. Kanunun “İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları” başlıklı 8. maddesinde, “İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak üzere görevlendirilen işyeri hekimi…” ifadesine yer verilmiş; 15. maddesinde, “(1) İşveren;

a) Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.
b) Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır:
1) İşe girişlerinde.
2) İş değişikliğinde.
3) İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde.
4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla.
(2) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.
(3) Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir. Raporlara itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır, verilen kararlar kesindir…” hükmü getirilmiştir.

Hukuki değerlendirme

Anayasanın yukarıda aktarılan hükümleri ile teminat altına alınan sağlık hakkı, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen sınırlandırma rejimi doğrultusunda, ancak Anayasa’nın ilgili maddelerinde işaret edilen sebeplerle ve kanunla sınırlandırılabilir. Sağlık hizmet sunucuları arasındaki sevk zincirini düzenleyen Sağlık Uygulama Tebliği ile bu Tebliğ’in dayanağını teşkil eden 5510 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan maddelerinde, dava konusu düzenlemede yer alan sınırlandırmaya dayanak teşkil eden bir hüküm bulunmamaktadır. Benzer şekilde, 6331 sayılı Kanun’da da, çalışanların muayene ve sevk işlemleri için öncelikle işyeri hekimlerine başvuru yapmalarını zorunlu kılan herhangi bir hükme yer verilmemiştir.

Bu itibarla, Anayasa’nın temel hak kategorisinde kabul ettiği sağlık hakkına yönelik olarak, herhangi bir yasal dayanak bulunmaksızın, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen rejime aykırı bir biçimde dava konusu Genelge ile getirilen sınırlama mahiyetindeki hükümde ve bu hükme karşı açılan davayı reddeden ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Karar sonucu

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki Zonguldak İdare Mahkemesinin 19/09/2018 tarih ve E:2018/674, K:2018/804 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Zonguldak İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 30/11/2020 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*