Endüstriyel toksikoloji hakkında Doç. Dr. Engin Tutkun ile söyleşi

Doç. Dr. Engin Tutkun

Dünyada uzun zamandır yaygın olarak kullanılan bir kavram, özellikle geçen yıl yapılan kongreyle birlikte ülkemizde de daha sık anılır olmaya başladı. “Endüstriyel Toksikoloji” konusunu Yozgat Bozok Üniversitesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Engin Tutkun hocama sordum. Hocamın yanıtları da göstermekte ki, endüstriyel toksikoloji olmadan mesleki sağlık ve güvenlik olamaz. Bu yüzden işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, işçiler ve işverenler bu alana ilgisiz kalamazlar. Bu tadımlık sohbetin endüstriyel toksikolojiye dair ilginin kapısını biraz daha aralaması dileğiyle… ” Dr. Müslüm Güney

İşçinin sağlığıyla işyerinde işyeri hekimi; gittiği hastanede ise örneğin dahiliye, psikiyatri, patoloji ilgileniyor. Endüstriyel toksikoloji nedir ve işçi sağlığı için yararı nedir?

İşyerindeki temel risklerden biri de (bana göre toplamda en fazlası) kimyasal maruz kalımlardır. Endüstriyel toksikoloji; bu kimyasal maruz kalımlara hem sağlık, hem hijyen noktasında bilgi sağlayan kütüphanedir. Endüstride; gerek eskiden beri kullanılan, gerekse yeni kullanılmaya başlayan kimyasalların sağlığı ilgilendiren tüm özellikleri konusunda güncel bilgi alabileceğiniz tek bilgi kaynağıdır. Bu özelliği ile aslında iş hijyeni kavramının da temel çıkış noktasıdır.

Endüstriyel ve çevresel kaynaklı maruz kalımların birçok hastalıkla net ilişkisi ortaya konmuş ve sadece meslek hastalıkları noktasında değil, insan ve toplum sağlığı açısından da nedensel etkisi, yapılan sayısız bilimsel çalışma ile artık sağlık otoritelerince kabul edilmiş klasik bilgi haline gelmiştir. Dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliği ve meslek hastalığı konusunda çalışan bir sağlık ve/veya güvenlik profesyonelinin endüstriyel toksikoloji konusunda bilgisiz olmasının meslek hastalığı tanısı noktasında çok büyük bir engeli olacağı ortadadır. Bana göre ülkemizde meslek hastalığı tanısı konamamasının ana nedenlerinden biri de budur. Ülkemiz bu bilgi eksikliğinin bedelini direk veya dolaylı olarak, farkında olalım ya da olmayalım, çok ağır bir şekilde ödemektedir.

Kimyasalların sağlık risklerinin hakkıyla ele alınmadığını söylüyorsunuz ama, işyerlerinde kimyasallar asıl olarak güvenlik riskleri açısından ve iş güvenliği uzmanları tarafından ele alınıyor. Bu soruna nasıl yaklaşmak gerekir?

İşçinin sağlığı ile işyeri hekimi ilgileniyor, bu doğru. Ama ideal bir iş sağlığı ve güvenliği sisteminde işyeri hekimi sadece işçinin sağlığıyla ilgilenen bir sağlık profesyoneli değil, iş sağlığı kavramının “koruyucu ve önleyici” özelliğinin ana sorumlusu ve sahiplenicisi olmalıdır. Çünkü işyerinde güvenlik ve sağlık kavramları arasında çok dinamik bir işleyiş ve iletişim kuramazsanız ve bu iki temel unsurun birbiriyle uyum içerisinde çalışmasını sağlayamazsanız, maalesef o işyerinde İSG adına çok kalıcı ve etkili çözümler üretemezsiniz.

Bu nedenle işyeri hekimi, sadece işçisiyle değil, iş güvenliği uzmanı ile de yakın temas ve iletişim içinde olmalıdır. İşyeri hekiminin süreç içerisinde aktif ve etkin rol oynamadığı İSG yönetim sistemlerinde maalesef başarı elde etme şansınız yok. Dolayısıyla, bu sistemin iki ana yöneticisi olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, birbirinin dilinden anlamıyorsa ve birbirlerinden kopuklarsa o işyerinde bırakın verim elde etmeyi, çatışmalar başlıyor. Dolayısıyla her iki profesyonel grubu arasında herşeyden önce ortak bir anlayış ve algı oluşturmanız gerekli. Bunu yapabilmenin tek yolu ise ortak bir dil, bilgi ve deneyim dağarcığı oluşturmak. Gerçek İSG yönetim sistemini ancak bu aşamadan sonra gerçekleştirirsiniz.

Bu süreçte ikinci aşama doğru ve güncel bilgiye en hızlı sürede erişip, bunu sahada hayata geçirmek olacaktır. Ancak bu tanımdaki bilgiyle donanmış bir işyeri hekimi ve/veya iş güvenliği uzmanı, İSG pratiğini eksiksiz yerine getirebilir. Aksi takdirde hem kendini, hem de çalışanı sürekli olarak farkında olmadığı risklerle karşı karşıya bırakır.

Tıp fakültelerinde aldıkları eğitim, işyeri hekimliği için aldıkları sertifika programı, iş sağlığı için çıkarılmış yönetmelikler ve rehberler var. Bunlar endüstriyel toksikoloji uygulamaları için işyeri hekimine yeterli değil mi?

Bugün bir işyeri hekimi, endüstriyel toksikoloji açısından nasıl bir sağlık gözetimi uygulayacağı noktasında ciddi zorluklar çekmektedir. Bunu aşıp bir şekilde işçisini toksikolojik açıdan izlemeye başladığında, işçiye ait toksikolojik verileri nasıl yorumlayacağı ve nasıl bir yol izleyeceği konusunda yeterli bilgi ve birikime sahip değildir. Elde edilen verileri iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesi açısından nasıl kullanacağı konusunda da kafası karışıktır. Halbuki bu veriler; hem işçinin sağlığını izleyen, hem de İSG sisteminin geliştirilmesi açısından ölçülebilir nitelik taşıyan verilerdir. Bu karmaşık verinin doğru yorumlanması, doğru işlenmesi ve hayata geçirilmesi gerek işyeri hekimini, gerekse iş güvenliği uzmanını, ilerde oluşabilecek hem vicdani, hem de cezai birçok sorumluluktan kurtaracaktır.

Ülkemizde maalesef tıp eğitimi müfredatında endüstriyel toksikoloji bulunmamaktadır. Toksikoloji eğitimi ise çoğunlukla eczacılık fakültelerinde verilmekte ve bu eğitim de ne yazık ki, genel toksikoloji ile sınırlı kalmaktadır. Dolayısıyla sorunun bizzat içerisinde aktif yer alan ve sorumluluk yüklenmiş işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının, İSG bakış açısıyla mutlaka kapsamlı bir endüstriyel toksikoloji eğitimi alması gerekmektedir. Ancak diğer taraftan bakıldığında da bu konuda düzgün bir eğitim verebilecek akademisyen eksiğimiz de söz konusudur. Maalesef sadece mevzuat ve rehberlerle sahayı yönetmenin mümkün olmadığı, artık herkes tarafından net bir şekilde anlaşılmış ve kabul edilmiştir. İSG aktif ve dinamik bir süreçtir ve kağıt üzerinden yürütülemez.

Endüstriyel toksikoloji yalnızca işçi sağlığıyla mı ilgili?

Endüstriyel Toksikoloji elbette sadece işçi sağlığı ile ilişkili bir kavram değildir, olamaz. Ama kaynaktır, çıkış noktasıdır. Artık herkes tarafından bilinmektedir ki, çevresel kirliliğin ana nedeni sanayi kirliliğidir. İnsanın neden olduğu zararlı kaynakların tamamına yakını sanayi kökenlidir. Dolayısıyla endüstriyel ve çevresel toksikoloji bir bütünün ayrılmaz parçalarıdırlar. Dünyada eskiden bu iki branşın eğitimi ayrı ayrı verilirken, günümüzde pek çok ülkede ortak bir eğitim olarak verilmektedir.

Endüstriyel Toksikoloji Derneği’nin başkanlığını da yapıyorsunuz. Derneğin amaçları neler?

Endüstriyel Toksikoloji Derneği (ETOK) sahada “endüstriyel toksikoloji”, “iş sağlığı ve güvenliği” ve “meslek hastalıkları” kavramları arasındaki aktif dinamikleri ortaya koymak, sahadaki profesyonellere en güncel ve en doğru bilgiyi sunmak, endüstriyel toksikoloji bakış açısıyla ISG Yönetim Sistemleri’nin doğru kurgulanması ve etkin bir şekilde hayata geçmesini sağlamak amacıyla kuruldu.

Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi’nin ilkini 2019 Ekim ayında Antalya’da düzenlediniz. Hangi hedeflerle düzenlendi ve nasıl sonuçlar aldınız?

1. Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi geçtiğimiz yıl Ekim ayında Antalya’da düzenlenmişti. Kongre sonrasında katılımcılardan çok önemli geri dönüşler aldık. Kongreye katılan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının çoğu işyerlerine döndüklerinde yıllık periyodik muayenelerine toksikolojik testleri eklediler ve işyerlerinde toksikolojik riskleri belirleme olanağı buldular. Dolayısıyla Kongre, bu yönüyle belki de binlerce işçinin yaşamına ve sağlığına dokunma şansı buldu ki, bu çok mutluluk verici. İlk Kongre’mizde 30-40 tanesi uluslararası kuruluşlardan olmak üzere 100’e yakın konuşmacı ile katılımcılarımızı buluşturma şansını elde ettik.

18-25 Kasım 2020 tarihleri arasında ikincisini düzenleyeceksiniz. Hazırlıklar nasıl gidiyor?

Gelen çok olumlu geri bildirimler ve talep üzerine, Dernek tarafından, Kongre’nin düzenli tekrarlanması kararı alındı. Bu yılın başında yine canlı kongre gerçekleştirmek üzere hazırlıklarımıza başladık, ancak pandemi nedeniyle online yapma kararı aldık. Şu anda dünya üzerinde tüm kongreler bu formatta yapılmakta.

Bu yıl geçen seneki çıtamızı biraz daha yükselterek çok daha kapsamlı bir kongre hazırlamaya çalıştık. 2. Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi‘nde; T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, T.C. Sağlık Bakanlığı Çalışan Sağlığı ve Çevre Sağlığı Daire Başkanlıkları, DSÖ-IARC, Uluslararası İş Sağlığı Komisyonu (ICOH) başta olmak üzere birçok kuruluşun düzenleyeceği oturumların yanı sıra dünyaca ünlü akademisyenler tarafından da çok önemli başlıklarda önemli sunumlar yapılacaktır. 18-25 Kasım tarihleri arasında sabahtan başlayacak oturumlar akşam saatlerine kadar aralıksız devam edecek, Kongre’nin bitiminden itibaren de her gün öğleden sonra ve akşam olmak üzere, günde 2 kurs, katılımcılara ücretsiz olarak verilecektir. Kurs başlıkları sahanın gereksinimlerine göre belirlenmiş olup aktif katılımcılara ETOK tarafından düzenlenmiş “Katılım Sertifikası” verilecektir.

Yukarıda da belirttiğim gibi, bu Kongre’nin esas hedefi, sahadaki ISG profesyonellerinin, çok ihtiyaç duydukları doğru ve güncel bilgiye en hızlı şekilde ulaşmalarını sağlamaktır. Endüstriyel toksikoloji bilgisi gerçekten korkunç bir ivmeyle değişmekte ve güncellenmektedir. Kongre’nin hedefi, ülkemizdeki başta işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları olmak üzere tüm İSG profesyonellerinin bu değişimin gerisinde kalmalarının önüne geçme fırsatını sunmaktır.

Değerli açıklamalarınız için çok teşekkür ederim hocam…

Bu güzel söyleşi için sana çok teşekkür ediyorum, sevgili Müslüm. Takip ediyorum, çok önemli bir iş yapıyorsun. Ne zaman ihtiyaç duyarsan yanında olduğumu belirtmek isterim. Sevgilerle..

(28.10.2020)

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*