Dr. Deniz Tüfekçioğlu (Bir OSGB) yanıtlıyor

Dr. Deniz Tüfekçioğlu

1. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012 yılında çıktı ve bugün iş sağlığı ve güvenliği (İSG) hizmetinin yaklaşık yüzde sekseninin ortak sağlık ve güvenlik birimleri (OSGB) aracılığıyla verildiği tahmin ediliyor. İşverenler İSG hizmetini doğrudan İSG profesyonellerinden, yani işyeri hekimlerinden, iş güvenliği uzmanlarından ve işyeri hemşirelerinden de alabiliyorken, yedi buçuk yıl gibi kısa sayılabilecek bir sürede, İSG hizmeti sunumunda OSGB’lerin egemen hale gelebilmesinin nedeni nedir?

İş sağlığı ve güvenliği hizmetini yürütmek ve denetlemek konusunda işyerlerinin yeterli bilgileri yoktu ve bunu uzman olan, uzmanlaşan bir kurumdan, yani OSGB’lerden almak istediler. Diğer taraftan, OSGB ile çalışmak, işyerlerine, yaşanabilecek sorunları rücu edebilme imkanı da sağlıyordu. Bunlar, hem pazarda OSGB firmalarının artışı ile hem de bu hizmeti almak için OSGB’leri tercih etme ile sonuçlandı.

2. Yine de hizmeti hâlâ doğrudan İSG profesyonellerinden alan yaklaşık yüzde yirmilik önemli bir oran var. Bu işyerleri neden OSGB’lerden hizmet almıyor? Zaman içinde bu oran nasıl değişecek?

Bunun en büyük nedeni, buralarda iş sağlığı ve güvenliği hizmeti yürüten arkadaşların başarılarıdır. Buna bir de yıllar içinde gelişen yakın ikili ilişkileri eklemek gerekir. Bununla birlikte, zaman içinde bu oran OSGB’ler lehinde değişecektir.

3. İstatistiklere göre, ülkemizde ortalama her gün beş işçi iş kazaları nedeniyle hayatını kaybediyor. İSG hizmetinin yüzde seksenini OSGB’lerin verdiği bu koşullarda, bu ölümlerin de yüzde sekseni OSGB’lerin hizmet verdiği işyerlerinde mi oluyor? Ya da tersinden sorarsak, sahadaki iyi uygulama örneklerinin de yüzde sekseninin yaratıcısı OSGB’ler mi?

Aslında, iş kazası nedeniyle hayatını kaybedenlerin çalıştığı işyerlerinin ya da sahada iyi uygulama sergileyen işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetini nereden aldığı ya da hizmeti alıp almadığı ile ilgili bir istatistik çok faydalı ve ilginç olabilirdi. Ancak bence OSGB’leri her iki durum için de tamamen suçlamak ya da tamamen övmek doğru değil. Bu, işyerlerinin ve OSGB’lerin kendilerini nerede konumlandırdıkları ile ilgili.

4. Başlangıçta, işverenler, İSG hizmetini, “birilerine ekmek kapısı yaratan”, “önerileriyle işyerine gereksiz masraf çıkaran”, “tespit ve öneri defteriyle işvereni devlete ispiyonlayan”, “çalışan ile işverenin arasını açan” bir dert olarak görüyordu ve bu yüzden çoğu işyerinde işler işverene rağmen yürümeye çalışıyordu. Aradan geçen yedi buçuk yılın sonunda, işverenlerin İSG hizmetine bakışı değişti mi?

İş sağlığı ve güvenliğini önemseyen firmalar hep vardı; önemsemeyen, “bir sorun çıkarsa bakarız” diyen firmalar da. Ben genel bakış açısının çok değişmediğini, sadece zorunluluklar ve yaşanabilecek sorunlar nedeniyle cezalandırılabilecekleri kendilerine deklare edildiği için, onları mecburi bir iyileşmeye ittiğini düşünüyorum.

5. Bu yedi buçuk yılın tipik görünüşlerinden birisi, işyerleri ile OSGB’lerin, OSGB’ler ile işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının birbirlerini sık sık “değiştirmesi” oldu. Herkes kendisi için daha iyisini aradığından bu değişimler doğal kabul edilebilir. Ama bu sıklıkta olması normal mi? Bu sıklık bilginin ve deneyimin kurumsallaşmasının önünde engel olmuyor mu? Bu daha ne kadar sürer?

Uzun zamandır birlikte çalıştığımız hatırı sayılır bir işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı arkadaşımız var. Bununla birlikte, bu her OSGB’nin olduğu gibi bizim için de sorun. Bunun pek çok nedeni olabilir, ama bence en önemli sorun OSGB piyasasının hem hizmet, hem ücret, hem de fiyat açısından sağlıklı standartlara kavuşamamış olmasıdır. Bu durumun bir süre daha süreceğini düşünüyorum. Ama bu süreçten başarıyla çıkanların da, deneyimli kadroları elinde tutma oranını yükselten OSGB’ler olacağına inanıyorum.

6. OSGB’ler ile hem farklı sektörler hem de aynı sektördeki farklı şehirler ve işyerleri arasında merkezi bir bağ oluşuyor. Hizmetin merkezileşmesi verinin de merkezileşmesi, dolayısıyla analiz ve çözümün de merkezileşmesi için fırsat demektir. OSGB’ler bu fırsatı ne ölçüde kullanabiliyorlar?

Merkezi yönetim ve denetimlerle işleri yönetmenin kolay ve zor tarafları var. Merkezden yöneteyim, evrakla kontrol edeyim derseniz, sahadan uzaklaşır ve yaşanan sorunları gözden kaçırabilirsiniz. Sahaya yoğunlaşır ve merkezi takibi arka plana alırsanız, bu kez de cezalardan korunmanız zorlaşır. Tam da bu noktada, iyi bir iş sağlığı ve güvenliği yazılımının önemi ortaya çıkar. Bu konuda önümüze ciddi görevler koyduk. Henüz bu görevlerin başındayız ama, aldığımız olumlu geri dönüşler, doğru yolda olduğumuzu bize kanıtlıyor.

7. Verdikleri hizmetin hukuki niteliğinden dolayı, OSGB’ler ile bünyelerindeki İSG profesyonelleri bir kader ortaklığı içinde. Bu durum, iki konuyu çok kritik hale getiriyor. Birincisi, bu profesyonellerin İSG’yi bir kariyer hedefi olarak görüp görmedikleri; ikincisi ise, bu profesyonellerin sürekli ve nitelikli mesleki eğitiminin sağlanıp sağlanmadığı. Her iki konuda durum nedir, neler yapılabilir?

Genel olarak, iş güvenliği uzmanlarının işlerini bir kariyer olarak görme eğilimleri daha fazla; işyeri hekimlerinde ise bu çok daha zayıf. Nedenleri ne olursa olsun, bu alan henüz kendi nitelikli ve uzun soluklu kadrolarını geniş ölçüde yaratamadı. Bu da hizmete dair motivasyonlarını ve öğrenme isteklerini azaltıyor. Bir de buna, yoğun saha programlarından dolayı, öğrenmeye ve uzmanlaşmaya zaman bulamamalarını eklemek gerekir. Oysa, sizin de dediğiniz gibi, ortada birlikte üzerimize aldığımız, büyük bir yasal sorumluluk var. Bu yüzden sürekli eğitim konusunun üzerinde önemle duruyoruz. Yakın zamanda, bünyemizde bir iş sağlığı ve güvenliği dijital kütüphanesi oluşturduk. Güncel çıkan tüm araştırmaları buraya yüklüyoruz ve hızla büyüyor. Yine, kendi içimizde spesifik eğitimlere başladık. Zamanla büyütüp yaygınlaştırmayı planlıyoruz.

8. Bu yedi buçuk yıl içinde, abartısız, binlerce OSGB kuruldu. Bunların bir kısmı hiç aktif hale geçmedi, kapandı, battı ya da el değiştirdi. Ancak, özellikle son bir yıl içinde “satıp kurtulmak” isteyen OSGB haberleri kulağa çok fazla gelmeye başladı. OSGB kurtulunması gereken bir şey mi oldu? Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

OSGB’ler nihayetinde bir ticari işletmedir. Doğru yönetilir, doğru yatırımlar yapılır ve sorumluluklar doğru dağıtılırsa, kârlılığını muhafaza edip, ticari hayatına devam edebilir. Evet, sorumlulukları ve zorlukları oldukça fazla bir sektördür. Ama biz uzun soluklu bir planla önümüze bakıyoruz.

Dr. Deniz Tüfekçioğlu kimdir?

1976, Çankırı doğumluyum. Tıp doktoruyum. İstanbul’da yaşıyorum. Yaklaşık 20 yıldır iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışıyorum. Bir OSGB, Bir Ambulans, Özel Mavi Sağlık Hizmetleri ve Bir Destek Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri şirketlerinin kurucusu ve yöneticisiyim.

Bu söyleşi OSGB Dosyası söyleşi dizimizin bir parçasıdır.

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*