Ceyhun Gürpınar ile “Rakamlarla İşyerlerinde Tükenen Yaşam”

Ceyhun Gürpınar

Rakamlarla İşyerlerinde Tükenen Yaşam-3 kitabı Petrol-İş Sendikası yayınlarından çıktı. Kitap hakkında Petrol-İş Sendikası İSİG Servisi iş güvenliği uzmanı ve kitaba temel olan yüksek lisans tezinin sahibi Ceyhun Gürpınar ile söyleştik. Kendisine bu değerli çalışması ve keyifli sohbet için bir kez daha teşekkür ediyorum.” Dr. Müslüm Güney

Rakamlarla İşyerlerinde Tükenen Yaşam-3 kitabı hangi serinin devamı?

İşyerlerinde yaşanan kazalar ve meslek hastalıkları, çalışanların yaşam kalitesini bozuyor, çeşitli sakatlıklara hatta ölümlere sebebiyet veriyor. Çoğu zaman çalışma hayatı boyunca biriken zararlı etkilerin sonucu, emeklilik döneminde ortaya çıkıyor. Kitabın adı da bu olguya işaret ediyor. Petrol-İş Sendikası bünyesinde 1985 ve 1990 yıllarında yapılan benzer nitelikli, hatta daha geniş katılımlı çalışmalar var. Bunların sonuçları da 1986 ve 1994 yıllarında çıkan kitaplarda yayımlanmış. Bizim çalışmamız bu serinin yıllar sonra çıkan üçüncü kitabı oldu. Petrol-İş’in kuruluşunun 70’inci yılında olmamız, kitabımıza ayrıca bir anlam kattı.

Çalışma nasıl gerçekleştirildi?

Araştırmamız aynı zamanda bir yüksek lisans çalışması. Bu yönüyle, bilimsel araştırma kriterlerine uygun olarak yapıldı. Üsküdar Üniversitesi Etik Kurulu’ndan onay aldıktan sonra çalışmamıza başladık. Sendikamızın örgütlü olduğu işyerlerinde çalışan yaklaşık 35 bin üyemizden 699’u ile anket çalışması gerçekleştirdik. Ayrıca işyeri sendika temsilcisi veya Şube kurullarında görev alan 148 kişiyle odak grup çalışması yaparak, işyerlerinde yaşanan işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair sorunlarla ilgili görüşlerini derledik. Üyelerimize çalışma hayatı boyunca hiç iş kazası geçirip geçirmediklerini, eğer geçirmişlerse bunun detaylarını sorduk. Ayrıca yaşadıkları hastalıkları ve bu hastalıkların yaptıkları işle bir bağlantısı olup olmadığına dair görüşlerini sorduk. Son olarak da çalıştıkları işyerinde öne çıkan riskler ve periyodik muayenelerde ortaya çıkan bazı bulgulara dair sorular sorduk. Aldığımız sonuçları istatistik programlarıyla analiz ettikten sonra, örgütlü olduğumuz farklı sektörleri birbiri ile kıyaslama imkânı bulduk. Ayrıca sonuçlarımızı SGK istatistikleri ve TÜİK araştırmalarıyla karşılaştırdık. En önemlisi de Sendikamız bünyesinde yaklaşık 30-35 sene önce yapılan çalışmaların sonuçlarıyla karşılaştırma imkânımız oldu.

En çok iş kazası hangi sektörde görülüyor?

İlk çarpıcı sonuç, ankete katılanların yaklaşık dörtte birinin, çalışma yaşamı boyunca küçük veya büyük en az bir iş kazası yaşamış olmalarıydı. Kauçuk-plastik imalatı ve kompozit imalatı en çok iş kazası bildirilen sektörlerimiz oldu.

İş kazalarının en çok ölümle sonuçlandığı sektör hangisi?

Bir çarpıcı sonuç da rafineri sektörünün en az iş kazası bildirilen fakat en çok ölümlü iş kazasının yaşandığı sektörümüz olması. Bu sonucu; rafineri sektöründe sayıca daha az iş kazası gerçekleştiği ancak gerçekleşen iş kazalarının sonuç itibariyle diğer sektörlere kıyasla daha ağır olduğu şeklinde yorumladık.

İş kazalarına neler neden oluyor?

İş kazasına sebebiyet veren olaylarda, makina vb. hareketli ekipmana sıkışma ve kesilme-sivri cisim batması türü kazaların öne çıktığını, ölümlü iş kazalarında ise en önemli sebebin yangın ve patlamalar olduğunu, bunu yüksekten düşmenin takip ettiğini gördük. Ayrıca, iş tecrübesi arttıkça iş kazası yaşama riskinin belirgin bir şekilde düştüğünü tespit ettik.

Yabancı şirketlerin yerliye, özel sektörünse kamuya kıyasla iş sağlığı ve güvenliğine daha ciddi yaklaştığına dair bir kanı vardır. Araştırma sonuçları bunu destekliyor mu?

Yabancı-yerli sermayeli işyerleri veya kamu ve özel sektör işyerleri arasında iş kazası yaşama oranı bakımından önemli bir farklılık bulunmadığını tespit ettik. 1985 yılında yapılan çalışmada ise özel sektörde, kamu işyerlerine oranla daha fazla iş kazası yaşandığı tespit edilmiş ve yapılan yayında bu durum eleştirilmişti.

İşçiler arasında işle ilgili sağlık sorunları ne kadar yaygın çıktı?

Ankete katılan üyelerimizin yaklaşık yarısı en az bir hastalığı olduğunu, bunların da yaklaşık yarısı, hastalıklarından en az birinin yaptıkları işle ilişkili olduğunu ifade etmişlerdir. Boru hattı taşımacılığı sektörü dışındaki tüm sektörlerde en çok görülen hastalık, kemik-eklem ağrıları, bel ve boyun fıtığı türü, genel olarak kas-iskelet hastalıkları olarak isimlendirebileceğimiz hastalıklar olmuştur. Hastalığıyla iş ilişkisini en fazla kuran sektör, kompozit imalatı sektörü olmuştur.

Peki sizce bu neden resmi meslek hastalıkları istatistiklerine yansımıyor?

Ülkemizde meslek hastalıklarının tespit edilemediği ve istatistiklere yansımadığı zaten bilinen bir gerçek. Bizim çalışmamız da bu durumu bir kez daha tasdiklemiş oldu. Ankete katılanların dörtte biri işe bağlı en az bir hastalığı olduğunu beyan etti. TÜİK’in yapmış olduğu anket çalışmalarında, “son bir yılda işe bağlı bir hastalık yaşadınız mı?” sorusuna yüzde 3,7 (2007) ve yüzde 2,1 (2013) oranında katılımcı “evet” cevabını vermişti. Tüm bunlara karşılık SGK’nın yayınlamış olduğu iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerinde, meslek hastalığına yakalanma oranı yüzde 0,007 mertebesinde. Bu konuya dair trajik bir tespitle sözlerime son vereyim. Bundan tam 35 yıl önce, 1986 yılında Petrol-İş yayınlarından çıkan bu serinin ilk kitabının sunuş yazısında şu ifade geçmektedir: “Ülkemizde halen meslek hastalığı tanısı konamamaktadır.”

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*