Arhangelos Gavril: Osmanlı, Rum, işyeri hekimi..

Dr. Arhangelos Gavril

Fevkalade gizlidir
Haydarpaşa 20 Şubat 1894

Eskişehir’de Doktor Fanuryadis’e Doktor Susa’nın ayrılmasıyla Mösyö Kalfe’nin hastalığına dair göndermiş olduğunuz rapor bu babda geçerli olan usul ve tarza tamamıyla aykırı ve muhalif olarak tertip ve tanzim edilmiştir. Çünkü en evvel bu gibi raporların çok gizli olması gerekir. Sonra da yara vesaire gibi meydana gelme sebepleri belli olmayan hastalıklar yüzünden, şirket doktorlarının verecekleri raporlar sizin yaptığınız gibi kati bir şekilde tanzim edilmemelidir. Çünkü bu gibi meselelerde memur ve müstahdemlerin şirkette hizmete başlamadan önce romatizma ile mustarip olup olmadığı malum değildir.

Şirket doktorları daima ve her şeyden evvel, İdare’nin umumi menfaatlerini nazar-ı dikkatten uzak bulundurmaması gerekir.

İşbu raporunuzun tanzimi esnasında ümit eylediğiniz ve düşünebildiğinizin aksine olarak, hastalanan memura hiçbir yardım etmiş olmuyorsunuz. Müzmin veya kısa süren bir arazla muzdarip bir memur gördünüz ve hastalığın memurun ikamet etmekte bulunduğu mahallin su ve havası ile uyuşmazlığından doğmuş olduğuna ve tebdil-i havanın şiddetle lüzumuna hükmettiniz ve fakat tarafımıza yalnız hastalığın nevi ve cinsini bildirmeniz gerekir. Hastayı tebdil-i havayı gerektiren bir halde görürseniz büyük bir açıklıkla sebeplerini beyan ederek tarafıma gayet gizli bir surette ihbar eylemeniz icap eder.

Geçmiş beyanlarımızın harfiyen icrasına dikkat edilmesini ve bunlardan Doktor Soso’nun da haberdar edilmesini ve işbu yazımızı alır almaz imzaladıktan sonra tarafıma gönderilmesini rica eylerim.

Doktor Floras
Tebliğleriniz harfiyen malumumuz olmuştur.
Eskişehir 24 Şubat sene 1894

Doktor Fanuryadis
Bilgi için Bilecik’te mukim Doktor Soso’ya
Eskişehir 24 Şubat sene 1894

Bu çok gizli yazışmayı bizlere ulaştıran, doktor Arhangelos Gavril‘dir. Kaleme aldığı Anadolu Osmanlı Demiryolu ve Bağdat Demiryolu Şirket-i Osmaniyesi İdaresi’nin İçyüzü kitabında bu yazışmayla ilgili görüşlerini şöyle ifade eder: “Bu yazı mucibince hekimlere, diploma alırken vermiş olduğu yemini ayaklar altın alarak göğsünde çırpınan insan kalbini kirli çamurlara bulayarak, şirkette daima ve her şeyden önce Kumpanya’nın menfaatlerini gözetmek tavsiye edilmektedir! Artık varın da bu tıbbi yardımdan hayır umunuz.

Şirketin ismi okuyucuyu yanıltmasın. Osmanlı devleti, yüksek maliyeti nedeniyle, Anadolu’daki demiryolu yapımı ve işletme “imtiyazını” bu şirkete vermişti. Şirketin başında Berlin‘deki Deutsche Bank vardır. Arhangelos Gavril, işte bu şirkette çalışan dokuz doktordan biridir ve yukarıdaki belgede adı geçen Theodoros Floras, baş doktordur.

Peki, doktor Arhangelos Gavril neden böyle bir kitap yazar ve kitapta neleri anlatır? Bu konuya geçmeden önce onu biraz tanıyalım..

Arhangelos Gavril 1856 ya da 1857 yılında Nevşehir‘de dünyaya gelen bir “Türkdilli Ortodoks“tur. Nevşehir’deki cemaat mektebini bitirdikten sonra, 1871’de Beyoğlu‘ndaki Zoğrafyon İdadisine yazılır. Burada, başarısı ve çalışkanlığı sayesinde, Osmanlı Rumlarının öne çıkmış kişilerinden Hristaki Zoğrafos Efendi‘nin himayesine girer. Mezun olduktan sonra, iki yıl, Zoğrafos’un memleketi Epir‘in Kestorati kasabasında açtığı okulda öğretmenlik yapar ve 1879 yılında Atina‘da tıp öğrenimine başlar. 1885 yılında üniversiteden mezun olur; Nevşehir‘e döner ve burada hekimlik yapmaya başlar. 1886 yılında Nevşehir Ortodoks cemaatinin en önemli kişilerinden biri olan Yorgaki Vayanes‘in kızı ile evlenir. 1892’de Anadolu Şimendiferleri müdüriyet-i tababetine tayin olur ve burada doktorluk yapmaya başlar. Önce Geyve İstasyonuna, 1894 yılında da Bilecik İstasyonuna tayin edilir. 1904 yılında Haydarpaşa İstasyonuna terfi eder ve Kadıköy‘e yerleşir. 1905 yılında eşini kaybeder. 1908 Meşrutiyet Devriminden hemen sonra, imparatorluk bünyesindeki neredeyse tüm demiryolu hatlarında, çalışma koşullarının ve ücretlerin iyileştirilmesi talebiyle grevler başlar ve aynı yıl Anadolu Osmanlı Şimendiferleri Şirketi Memurin ve Müstahdemini Cemiyet-i İttihadiyesi kurulur ve Gavril bu cemiyetin reisi seçilir. 1910 yılının sonlarında Anadolu Demiryolu Şirketi‘den istifa etmek zorunda bırakılır ve ardından  cemiyet reisliğinden de ayrılır. 1911 yılının başında memleketi Nevşehir‘e dönerek hekimlik yapmaya başlar ve aynı yıl Anadolu Osmanlı Demiryolu ve Bağdat Demiryolu Şirket-i Osmaniyesi İdaresi’nin İçyüzü kitabı, Türkçe ve Fransızca olarak iki ayrı baskı olarak İstanbul’da basılır.

Doktor Gavril, işte bu kitabında, şirketin kendi lehine ve Osmanlı devleti aleyhine, gelirlerini arttırmak ve giderlerini azaltmak için ne tür hile, düzenbazlık ve zorbalıklar yaptığını tüm ayrıntılarıyla ve belgeleriyle ortaya koymaktadır. Gavril bunları öyle ayrıntılı anlatmaktadır ki, tersinden bir bakış açısıyla, kitap kendi şirketiyle bu tür şeyler yapmak isteyenler için bugün bile bir “el kitabı” olarak kullanılabilir. Peki, Doktor Gavril’in, kitabını bu kadar ayrıntılı işlemesinin nedeni nedir? Ondan dinleyelim..

Maalesef devr-i sabık (2. Abdülhamit dönemi, çn) ile işbu Kumpanya arasında bulunan samimiyet ve müşterek menfaatler sebebiyle Şirket’in gerçekleştirdiği sayısız ve sınırsız nizamsızlıklarına; Hükümet-i Seniyye (Yüce Hükümet, çn) ve ahali ve itibarlı tüccara zarar verecek surette reva gördüğü pek çok adaletsizliklerine, haksızlıklarına karşı çare bulmaya muktedir olamıyorduk… Maksadımız; Abdülhamit devri vekillerinden daha ileri görüşlü olan mevcut heyetimizin şüphe yok ki günden güne artan ve yoğunlaşan bu vurgunun sonuçlarını evvelden keşf ile lazım gelen tedbirleri almaları, hamiyetli nazarlarını bu mühim noktaya çevirmeleri ve bu suretle artan oranlarda milletin hazinesi sırtına yükletilmek istenilen dayanılmaz yükleri hafifletmek yolundaki vatanperverane fikirleri fiiliyata koymalarıdır… Hükümet’i teşkil eden fertlerdir, fertlere gelecek zarar Hükümet’e gelmiş demek ise de pek o kadar şümullü değildir. Lakin bütün fertlerin toplamı demek olan Hükümet bunun önünü almağa mecburdur. Hükümet’e gelecek olan zarar ise bütün topluma gelmiş demektir. Milletin fertlerinin tamamı bu zararın bir parçasından müteessir olur. Bunun önünü almak ise milletin vekil eylediği yüce Mebusan’ın (Osmanlı Meclis-i Mebusanı, çn) vazifesidir… Bu gibi uygun olmayan faaliyetlerin cereyanına Ticaret ve Nafıa Nezareti ne için göz yumuyor? Bugüne kadar bu gibi gayrimeşru ahvalin cereyanından haberdar olmadığına hüküm edelim, acaba yakın zamanda bunların önünü almak için, özellikle bu babdaki açıklamalarımız üzerine artık lazım gelen acil vasıtalara başvuracak mıdır? Hükümetimizin hüsnüniyetinden emin olduğumuzdan artık bunlara meydan bırakılmayacağına dair ümidimiz tamdır… Hükümet zannedersek artık Anadolu uşağının yırtık delik gömleklere sarılmış, güneşin kızgın harareti altında yanmış, soğuğun, karın, buzun tesiri ile çatlamış göğüslere asılan delik keselerinden bir eşkıya insafsızlığıyla gasp edilen bu kuruşçukların, bundan böyle bedava yere yağma edilmesine müsaade eylemeyecektir… Bu babda zannederiz ki Hükümet-i Seniyye lazım gelen vasıtalara başvurarak yalnız biçare çiftçi ve küçük tacirin menfaatini temin etmiş değil belki de kutsal ve büyük Kanun-ı Esasimizin bilcümle Osmanlılara bahş eylediği eşit haklara ve meşrutiyet rejimine indirilecek darbenin önünü almış olur.

Adı: Anadolu Osmanlı Demiryolu ve Bağdat Demiryolu Şirket-i Osmaniyesi İdaresi’nin İçyüzü – Yazan: Arhangelos Gavril – Çeviren: Baha Coşkun, Fadime Ersin, Hamit Erdem – Yayınevi: İstos

Öncelikle kitabın yazıldığı tarih önemlidir. Şirket, cemiyetin kapatılması için bakanlığa ve mahkemeye başvurur. Gavril’in kitabının son sayfalarındaki ifadelere bakılırsa, kitabın yazımının bittiği günlerde, davanın istinaftaki mahkeme sürecinin başlaması beklenmektedir. Sanıyorum, Gavril, hükümetin şirkete karşı hoş görüsünün nedeninin şirketin iç yüzünü bilmemesine bağlıyor, bunu kitaptan öğrenince gereğini yapacağını umuyordu. Ama, daha kitap yayınlanmadan Gavril şirketten kovulur. Gavril’in kitabı boyunca en çok suçladığı kişi olan şirket genel müdürü Edouard Huguenin ise 1923 yılında yerini Behiç Erkin‘e devredene kadar görevini sürdürür.

1911 yılında Nevşehir‘e dönen Gavril bir yandan hekimlik yaparken bir yandan da kendisini Nevşehir Rum mekteplerinin eğitim ve idari işlerine adar. 1914’te öğrencilere Yunan milli şarkıları öğrettikleri gerekçesiyle Divan-ı Harb-i Örfi‘ce tutuklanarak Konya Hapishanesine kapatılır ve iki  buçuk yıl hapis cezasına çarptırılır. Stefo Benlisoy bu durumla ilgili şunları söylüyor: “Balkan Savaşları öncesinde cemaat okullarında öğretilen şarkılar böylesi değerlendirmelere tabi tutulmazken, savaşın pekiştirdiği milliyetçilik ve sıkı denetim bağlamında artık böylesi esnekliklere yer olmayacaktır… İşte bu yeni tarihsel bağlamda, daha birkaç yıl önce “yabancı” çıkarların kontrolündeki Anadolu-Bağdat Demiryolu şirketi idaresini Osmanlı yurtseverliği ve meşrutiyetçiliği temelli güçlü bir söylem bağlamında eleştirmiş Doktor Gavril, Nevşehir Rum mekteplerinde “Yunan propagandası” yaptığı suçlamasıyla tutuklanabilecektir.” Hapishanede iki yıl kalır ve kayınbiraderi Konstantinos Vayanes Paşa‘nın da nüfuzu sayesinde aftan yararlanarak 1916’da tahliye olur. 1917 yılında Nevşehir’deki tifo salgınıyla hekim olarak mücadele ederken kendisi de tifoya yakalanır ve 13 Şubat 1917 tarihinde Nevşehir’de hayatını kaybeder.

Doktor Arhangelos Gavril’in ve kitabının adına, ilk kez, ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği tarihiyle ilgili bir tezde rastlamıştım, ama pek az bilgi vardı. İnternette biraz araştırınca, Stefo Benlisoy‘un, oldukça ayrıntılı bilgiler içeren, “Nevşehirli, doktor, eğitimci, sendikacı: Doktor Arhangelos Gavril kimdi?” makalesine ulaştım. Ama Gavril’in kitabına Türkçe’de rastlayamadım; Osmanlıca olarak yalnızca resmi kütüphanelerin arşivlerinde var görünüyordu. Doktor Gavril’i bir işyeri hekimi olarak kafamda olgunlaştırmak için bu kitaba ihtiyacım olduğunu hissederek çareler ararken, kitabın 2019 yılında Türkçe’ye çevrilerek yayınlanmasına girişildiği bilgisine ulaştım. Üzerinden zaman geçmiş, ama hâlâ yayınlanmamıştı. Bu bilgiye ulaştığım internet sayfasındaki eposta adresiyle iletişime geçip konuyu sorunca, sayın Hamit Erdem‘den, kitabın Ekim 2021 gibi yayınlanacağını öğrendim; mutlulukla beklemeye başladım. Ama Kasım oldu, Aralık oldu, Ocak oldu; kitaptan haber çıkmadı. Tam da aklımdan çıkmışken, bu yılın Şubat ayında kitabın İstos yayınevi tarafından yayınlandığını öğrendim; hemen aldım ve izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Öncelikle, kitabın dilinin çok anlaşılır olduğunu söylemek ve bu konuda çevirmenlere (Baha Coşkun, Fadime Ersin, Hamit Erdem) teşekkür etmek istiyorum. Konuyla ilgili olarak şunları söylemişler: “Metnin günümüz Türkçesine aktarılmasında, birçok yerde cümleyi yeniden kurmanın, ifadeyi yeniden inşa etmenin, bir çeşit “ifade çevirisi” yapmanın en iyi yol olacağını tespit ettik. Buna, yirminci yüzyıl başındaki Osmanlıcayı modern Türkçede yeniden dile dökmek de denilebilir.” İyi ki de böyle yaptıklarını, kitabın ikinci bölümündeki eklere (belgelere) bakıp hiçbir şey anlamadığınızda daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü bu bölümü çevirirken metnin orijinal yapısına sadık kalmışlar.

Kitapla ilgili bir diğer güzellik, Stefo Benlisoy’un yukarıda andığım makalesinin gözden geçirilmiş halinin Çokkatmanlı Bir Geç Dönem Osmanlı Aydını: Doktor Arhangelos Gavril’in Yaşamı ve Eseri adıyla Gavril’in Türkçe’ye çevrilen eserinin başına eklenmiş olmasıdır. Kişinin eserinin anlaşılması için kişinin de anlaşılması gereklidir ve bu yüzden kitaba Gavril’i anlatan bu makale eklenmemiş olsaydı, bu kapsamda bir makale yazmak gerekirdi.

Bununla birlikte, karmaşık bir tarihsel geçiş döneminde var olmuş Doktor Arhangelos Gavril’in ideolojik, politik ve sosyal varlığı hakkında söz edecek bir uzmanlığım ve bilgi seviyem yok. Bu yüzden, Doktor Gavril’in iş sağlığı ve güvenliği açısından değeri konusunda bir kaç söz söylemek istiyorum.

Öncelikle şunun altını çizeyim ki, Doktor Gavril’in kitabı bir iş sağlığı ve güvenliği kitabı değil. Bu anlaşılır bir şey, çünkü yukarıda da ifade ettiğim gibi, Gavril, kitabını, şirketin Osmanlı Devleti aleyhine olan varlığını “devlete” göstermek için kaleme almış görünüyor. Öte yandan, öncelikle Sıhhiye şubesinin anlatıldığı bölüm olmak üzere, çalışma koşullarıyla ilgili olarak kitapta verilen örnekler, şirketin ve dolayısıyla Doktor Gavril’in iş sağlığı ve güvenliğine bakışını yeterince açık ediyor. İşte bunlardan biri:

Hat boyunca çalışan ameleye gelince.. Bu zavallı amelenin çalıştıkları yerlerin hemen her tarafında hava gayet pis, sağlığa zararlı oluşu dikkat çekicidir. Bu kötü şartlara rağmen bu amele hemen senenin büyük kısmını iş mahallerinde çadırlar altında geçirirler. Bu durum Kumpanya’nın menfaatinedir. Zira havası güzel ve oldukça güvenilir bir yerde oturmak için biraz hattan uzaklaşmak gerekir. İş başına gelirken yolda geçen zaman gündeliğe dahildir. Bunu men için müdüriyet 5692 numaralı 23 Temmuz sene 1904 tarihli yazısı ile amelenin iş mahallerinde yatıp kalkması ve mümkün olduğu kadar seyahat zamanlarının kısılmasını emretmiştir.  İdare insaniyetten vazgeçmiş bir nefis ile zavallı ameleyi bu gibi bataklık, hummalı, murdar mahallerde istihdam ettikten sonra bu biçarelerin sıtmadan, hastalıktan, mahv ve perişan olmasına ehemmiyet bile vermez. Bunlara rağmen şurasını da düşünmelidir ki, İdare iş zamanındaki ufacık bir gecikmeyi veyahut en kıymetsiz bir alete, faraza bir kazmaya kazara vuku bulan bir zararı bile müsamaha ile görmez. Bu gibi ahvalde maazallah amelenin başına nakdi ceza yıldırımları yağdırır. Ne insaniyet ne vicdan! Ya Allah saklasın, İdare’nin insan zümresine ithal edemediği bu vatan kuzularının başına iş zamanında, hatta fen memurlarının kabahatleriyle bir kaza gelse şirketin göstereceği en büyüt lütuf onu yine kendi parasıyla bir iki gün tedaviden sonra işe yaramaz bir hayvan gibi hayatın girdabı içine atıvermektir. Bu zavallı için kalan ömründe takip edilecek iki şık kalır: Ya bir köşeye çekilerek açlık ve sefalet içinde ah ve acılar ile terk-i hayat etmek yahut sürünerek dilenerek yaşamaktır. İşte insaniyetin en acı bir cilvesi!

Gavril, milliyetçiler tarafından Osmanlı yurtseverliği bakımından, demokratlar tarafından dönemindeki meşrutiyetçi tavrı bakımından, işçiler tarafından Türkiye’deki ilk işçi örgütlerinden birinin kurucularından olması bakımından, Rumlar tarafından Türkdilli Ortodoks cemaatine yaptığı katkılar bakımından, demiryolcular tarafından demiryolu işletmeciliği tarihine bıraktığı eser bakımından önemli ve değerli bulunabilir. Ya da aynı nedenler bakımından bu gruplardan biri tarafından nefret edilebilir. Örneğin, Nevşehir’deki Rum mekteplerinin idare ve işleyişinde anlaşmazlıklar çıkınca, cemaat içindeki muhaliflerin hazırlayıp kilise duvarına yapıştırdıkları bildiride Gavril için “Bu adem 20 sene parasını aldığı bir şimendiferin aleyhine ameleleri ayağa kaldırıp ordan da kovulmuştu.” yazmaktaydı.

Ancak, doktor Arhangelos Gavril, tuzu kuru bir yaşamı sağlayacak ekonomik ve sosyal statüye sahip olmasına rağmen, kişisel trajedisi pahasına, bilimsel ve mesleki namusunu dünyanın en güçlü şirketlerinden birine oyuncak yaptırmamıştır. Bu yüzden ülkemizin iş sağlığı ve güvenliği tarihinde hak ettiği yer kendisine teslim edilmelidir.

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*