Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi atıl hale getirildi

Türk Toraks Derneği Mesleksel Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu yaptığı açıklama ile Ankara Mesleki ve Çevresel Akciğer Hastalıkları Hastanesi’nin durumunu ele aldı.

Yapılan açıklama şöyle:

Meslek hastalığı “işin yürütümü sırasında ve işin koşullarına bağlı olarak gerekli sağlık önlemlerinin alınmaması sonucu oluşan hastalık” olarak tanımlanmaktadır. Oluşumunda iş ortamı sırasında maruz kalınan fiziksel ve kimyasal etkenler önemli rol oynamaktadır.

Çalışanların sağlığı ve korunması konusunda tüm dünyada olduğu gibi yurdumuzda da çeşitli düzenlemeler yapılmaya ve önlemler alınmaya çalışılmıştır. Dilaver Paşa Nizamnamesi ile hastalanan veya kaza geçiren işçinin tedavisini sağlamanın işverenin sorumluluğu olduğu belirtilerek bu amaçla madenler civarında hastane, doktor ve eczane bulundurulması zorunluluğu getirilmiştir.

Bu bağlamda yurdumuzda özellikle işçilerin yararına atılan ilk adımın öyküsüne değinmeden geçemeyeceğiz. Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonrasında Zonguldak kömür madenlerinden çıkarılan kömür ülke kalkınması bakımından yüksek önem arz etmekteydi. Madenciler teknik yetersizlik ile zor koşullarda çalışmaktaydı. Zonguldak maden havzasında ise yataklı Fransız Hastanesi’nden başka bir sağlık kuruluşu yoktu. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından maden işçilerinin bu perişan durumu dikkate alınarak Nisan 1922’de Zonguldak’ta bir Amele Hastanesi yapma kararı alınmış ve inşaatına başlanmıştır. “Amele Hastanesi”, ”Amele Birliği Hastanesi” gibi isimlerle anılan  bu hastane dönemin işçileri ve halkı tarafından “Memleket Hastanesi”, “Millet Hastanesi” olarak adlandırılmaktaydı. Amele Birliği Hastanesi, o dönemdeki yokluk, ölüm kalım savaşı içinde Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilktir. Böyle bir ortamda işçilerin yararı ve sağlığı için atılmış  paha biçilemez bir adımdır.

1946 yılında çıkarılan “İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Sigortası”  ile işçilere yönelik ilk sosyal güvenlik yasası kabul edilmiştir. Bu aşamadan sonra da meslek hastanelerinin kurulması süreci başlamış, meslek hastalıkları tanımlanmaya başlamıştır. Ardından gelen “Sosyal Sigortalar Kanunu”, “Maluliyet Tesbit İşlemleri Yönetmeliği”, “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tesbit İşlemleri Yönetmeliği” gibi düzenlemelerle günümüze kadar gelinmiştir.

İlk Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Hastanesi 1949 yılında İstanbul – Nişantaşı’nda kurulmuştur. SSK Eyüp Hastanesi içinde 1976 yılında “İstanbul Meslek Hastalıkları Kliniği” olarak başlayan meslek hastalıkları hastanesi serüveni de 1978 yılında “İstanbul Meslek Hastalıkları Hastaneleri”’nin kuruluşu ile taçlanmıştır. Yine 1978 yılında Ankara’da da “Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi” kurulmuştur.

Zonguldak’ta işçi sağlığı yararına kurularak “Amele Birliği Hastanesi” olarak hizmete devam eden kurum ise 1977 yılında SSK’ya devredilmiş, 1990 yılında ise meslek hastalıkları alanında hizmet için yetkilendirilmiş ve 1995 yılında “Meslek Hastalıkları Hastanesi” ünvanını almıştır. Hastane günümüzde “Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi” adı ile hizmetlerine devam etmektedir.

Çalışan sağlığının sürdürülmesi; meslek hastalığı var ise tanı-tedavi-izlem yapılması çalışanlar için son derece önem arz etmektedir. Bu bağlamda İstanbul-Ankara ve Zonguldak’ta meslek hastalıkları hastanelerinde hizmet verilmektedir.

Bu kadar önemli bir hususta Ankara Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi hakkında yeni bir karar alınmıştır. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü kararı ile yeni açılan Mamak Devlet Hastanesinin kurucu yönetim ve kadrolarının sağlanması amacıyla Ankara Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi’nin “meslek hastalıkları” poliklinik hizmeti verecek çalışanları haricinde tüm çalışanlarının Mamak Devlet Hastanesi’nde görevlendirilmesi, Ankara Meslek ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi’nde meslek hastalıkları poliklinik hizmeti haricinde diğer tüm hizmetlerin Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından sunulması ve Ankara Mesleki ve Çevresel Akciğer Hastalıkları Hastanesi’nde bundan sonra yalnızca “meslek hastalıkları” poliklinik hizmeti verilmesi uygun görülmüştür. Mevcut karara göre meslek hastalıkları uzmanları ve poliklinik görevlileri haricinde hastane dahilinde görevli deneyimli kadro maalesef bulunamayacaktır.

Meslek hastalıkları tanısı poliklinik koşullarında tek branş ile ve kısıtlı tetkik imkanı ile tamamlanabilen bir süreç değildir, multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir, birçok uzmanlık dalını da ilgilendiren ve resmi görüşüne ihtiyaç duyulan, yasal, hukuki, insani ve tıbbi sonuçları önemli olan uzun ve yorucu bir süreçtir.

Meslek hastalıkları değerlendirmesi yapılacak hastane ve ortamda tanı, ayırıcı tanı, tedavi ve takibi için spesifik bronş provokasyonu, ergospirometri dahil kapsamlı solunum fonksiyon testleri laboratuvarı, endüstri kollarına özel deri yama test olanakları, yoğun bakım ünitesi, diyaliz ünitesi, bronkoskopi ve endoskopi olanakları, girişimsel radyoloji ünitesi, mikrobiyoloji ve patoloji laboratuvarları, gelişmiş biyokimya ve toksikoloji laboratuvar olanaklarının bulunmasına ihtiyaç vardır. Multidisipliner yaklaşım gerekliliği haricinde meslek hastalığı tanısı ve raporunun muhatabı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan düzenleme gereğince elektronik raporda “Dahiliye, KBB, Göz Hastalıkları, Ortopedi veya Genel Cerrahi, Nöroloji veya Psikiyatri” uzmanlıklarının da imza ve onayı  gerekmektedir. Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin bu koşulların sağlanabileceği, mümkünse üçüncü basamak bir ortamda hizmete devam etmesi gerekmektedir.

Halihazırda Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin fiziki koşulları yetersiz kalmakta iken bu alınan karar ile deneyimli ekibinin önemli kısmı da Mamak Devlet Hastanesi’ne nakledilmiş ve hatta diğer branşların da nakledilmesi sebebi ile multidispliner yaklaşımla yasal/hukuki ve tıbbi anlamda yeterli değerlendirme yapılamayacak hale getirilmiştir. Buna bağlı olarak da maalesef başvuran olgular “üçüncü basamak kurumlara” yönlendirilmek zorunda kalınmakta, sonuçlandırılamayan başvurular sonrası SGK tarafından da çalışanların sevk sayısı azaltılmakta, haliyle hem başvurular hem de tanı koyulabilen “meslek hastalığı” sayısında ciddi düşüş olmaktadır. Ülkemiz için son derece önemli olan ve çok deneyimli üç hastaneden biri olan Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin bu konuma gelmesi son derece üzücüdür.

Meslek hastalıkları tanısının önemi ve konunun hassasiyeti de göz önüne alınarak çalışanların yararına bir adım olarak ivedilikle Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi çalışma koşullarının iyileştirilmesi, eksiklerin giderilmesi gerekmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz olanakların olduğu (mümkünse üçüncü basamak sağlık kurumu) bir hastane ile ve kendi deneyimli ekibini de götürerek entegre edilebilir ve bu sayede deneyimli ekibi ile multidisipliner yaklaşımla hakkıyla meslek hastalığı değerlendirmesi yapmaya devam edebilir. Ya da fiziki koşulları yeterli olan bir binaya geçilerek ilgili uzmanlık dalları ve laboratuvar imkanları ile de desteklenerek meslek hastalıkları değerlendirmesi uygun koşullara getirilebilir.

1978 yılından beri hakkıyla meslek hastalıkları tanı, bildirim, tedavi, izlem işlevini yürüten ve bu konuda çok deneyimli bir kadroya sahip olan Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinin bu şekilde atıl hale gelmesi kabul edilemez bir durumdur. Bir hizmet veriliyor ise her zaman en iyi şekilde verilmelidir. Bu amaçla yukarıda belirttiğimiz koşullar da göz önüne alınarak Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde bu hizmetin EN İYİ ve EN UYGUN şekilde verilmesinin SAĞLANMASI GEREKMEKTEDİR.

Son olarak; meslek hastalıkları kayıt, bildirim, tanı sürecini Umumi Hıfzısıhha Kanunu 276. Maddesi d bendine göre Sağlık Bakanlığı  üstlenmeli; özel/kamusal tüm hastaneler, uzmanlık dalları ve hekimler bu sisteme dahil edilmeli; meslek hastalığı tıbbi tanısı sonrası yasal tanı için gerekirse İLLİYET BAĞI olarak SGK sistemi ile entegre olan bir sistem oluşturulmalı; meslek hastalıkları hastaneleri Ulusal İş Sağlığı ve İş Güvenliği Enstitüsü (NIOSH) benzeri bir yapının özelleşmiş parçalarından biri haline dönüştürülmelidir. Bu yapıda araştırma kuruluşları, merkezi laboratuvarlar, poliklinik ve yatarak tedavi hizmetleri veren birimler entegre şekilde çalışmalıdırlar.

Site içeriklerimiz sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*